Şirk ve Küfre Düşüren Davranışlardan Nasıl Kaçınırız?

adli-wahid-3-QB-YKxTKY-unsplash
Fotoğraf: Adli Wahid-Unsplash

Kur’an-ı Kerim içerisinde, “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.” (Nisa Suresi, 48. Ayet) buyrulur. Buradan anlaşılacağı üzere şirk koşmak, Allah katında affı bulunmayan bir günah türüdür.

Sözlük anlamı ile “gizlemek ve nankörlük etme” manası taşıyan küfür ise şirkten farklı bir olgudur. İslami literatür içerisinde küfrü benimsemiş olan kişilere fıtri, yani kafir yakıştırması yapılır. Küfür, Kur’an-ı Kerim içerisinde de ele alınan bir konudur. Bu bağlamda, Allah’ı inkar etmek en büyük küfürdür.

Kişiyi küfre sevk eden bazı davranış biçimleri: Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan ayetlerde belirtildiği üzere, kişiyi küfre götüren türlü davranış vardır. Bu davranış biçimlerinden önde gelenleri şu şekilde sıralamak mümkün:

Allah’ın kulları arasında adalet gözetmediğini ve haksızlık yaptığını konuşmak. Allah’ın kudreti ve kendisine has olan bir takım sıfatları ile alay halinde olmak ya da küçümseme maksatlı terimler dile getirmek. Allah’ın meleklerine ya da peygamberlerine küçük düşürücü ifadeler kullanmak. Kur’an-ı Kerim içerisinde yer alan ayetlerin bir tanesini bile inkar etmek. Allah’ın rahmetinden, merhametinden ya da bağışlayıcı olduğundan şüphe etmek. Küfre düşüren davranışlara bulaşmanın hükmü nedir?

Kur’an-ı Kerim’in farklı yerlerinde küfür sözcüğünden türetilen terimlere yer verildiği görülür. Aşağıda sıralanan ayetlerden bu davranışları sergilemenin dini hükümleri anlaşılabilir.

“O inkarcılar, ‘Sen peygamber değilsin’ diyorlar. De ki: ‘Sizinle benim aramda şahit olarak bir Allah, bir de kitap bilgisine sahip olanlar yeter.” (Ra’d Suresi, 43. Ayet)

“Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar eden kimse iyice sapıtmıştır.” (Nisa Suresi, 136. Ayet)

“Andolsun ki ‘Allah üç unsurdan biridir’ diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek Tanrı’nın dışında hiçbir ilah yoktur. Şayet bu dediklerinden vazgeçmezlerse, böylece kafir olanları elem verici bir azaba çarptırılacaklardır.” (Maide Suresi, 73. Ayet)

Küfre düşen bu durumdan ne şekilde kurtulur? İslam inancında kulların; Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, kitaplarına, ahirete ve kadere iman etmesi gerekir. Bu bağlamda, Allah’ın emrettiği şekilde yaşamayan ve harama karışan kimselerin imanı gider. Bu kimseler küfre düşmüş sayılır ve kafir olarak nitelendirilir. Bulunduğumuz dünya, kişinin bilmeden küfre düşebilmesi için türlü imkanlar sunar. Bilerek ya da bilmeyerek küfre düşenleri ise ahirette çetin bir azap bekler. Kıyamet günü geldikten sonra yapılan hiçbir amel de kişiyi cehennem azabından kurtarmaya yetmez.

Müslümanların, nefis ya da şeytan vesvesesine kulak asarak küfre düşmesi çok kolay bir durumdur. Bu sebeple dil, insanın en büyük imtihanlarından biridir. Salih bir Müslümanın sebebini bilsin ya da bilmesin küfre düşmüş olma ihtimaline karşı her gün tövbe ederek Allah’a dua etmesi gerekir. Bu dua içerisinde bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve kişiyi küfre sevk edebilecek her türlü davranış için pişmanlık duyulmalı ve Allah’tan mağrifet dilenmelidir. Kişi ancak tövbe ederek ve bu günahta ısrarcı olmayarak cehennem azabından kurtulabilir. Bu noktada tövbe etmeden önce, girilmiş olan bir kul hakkı var ise öncelikle bu hakkın sahibinden helallik alınmalıdır.

Müslüman kimse, bilerek ve isteyerek kendini küfre düşürmez ve kafir olmayı göze almaz. Küfre düştüğünün bilincinde olan bir kimse imanını kaybetmiştir. Bu imanı geri kazanmak ise Allah’a ihlaslı bir biçimde geri dönüş yapmak ile mümkün olur.