Sosyal Medya ve Çocuklar

ID 70075187 © Subbotina | Dreamstime.com
ID 70075187 © Subbotina | Dreamstime.com

Sosyal medya günümüzde çocukların yaşamlarının bir parçası haline gelmiş durumda. Peki çocuklar bu sanal dünyada neler yapıyorlar? Hangi yaşlarda, hangi platformlarda var oluyorlar? Gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen unsurlar neler?

Sosyal medya mecraları günümüz yaşantısının olmazsa olmazları arasına girdi ve sadece yetişkinler için değil çocuklar için de vazgeçilmez bir hal almaya başladı. Yapılan son araştırmalar bu durumun çocuklar üzerinde bazı olumlu etkileri olsa da olumsuz etkilerinin daha fazla olduğunu gösteriyor. Amerikan Pediatri Akademisi’nin araştırması, özellikle ergenlik dönemindeki çocukların, tüm boş zamanlarını bu sanal dünyada harcadıklarını ve daha fazla vakit geçirebilmek için başka aktivitelerinden ödün verdiklerini gösteriyor.

Peki sosyal medyanın çocuklar üzerinde ne gibi olumsuz etkileri olabilir? Çocuklar sosyal medya mecralarını kontrolsüz kullandıklarında bu alanda şiddete maruz kalabilirler. İnternet ortamındaki şiddetten kaçabilmeleri fiziksel bir şiddet olayından kaçmalarından daha zordur. Farklı hesaplardan hakarete uğrayabilir ve bu gibi olaylarla tek başlarına başa çıkamayabilirler. Buradaki şiddet, mağdur kişinin internet adresinden, adres defteri üzerinden çevresindeki insanlara yalanlar yaymak, nefret dolu mesajlar yayınlamak ve uygun olmayan görseller paylaşmaya kadar ulaşabilir.

Çocuklar için bir diğer tehdit ise sosyal depresyon. Küçük çocuklar ve ergenlik dönemindekiler vakitlerinin tamamını sosyal medyada geçirmeye başladıklarında bir süre sonra, gerçek anlamıyla depresyon belirtileri göstermeye başlarlar. Uyku ve yemek düzenleri bozulur, daha çok içe kapanık yaşarlar. Bu durum arkadaş ortamlarına girmemeye ve hayattan izole olmaya kadar gidebilir.

Bu durumların yaşanmaması için ebeveynlere düşen görev, sosyal mecraları kontrol altında tutmak ve çocuklarının gerçek hayattan uzaklaşmaması için çaba harcamaktır.

Çocuklar kontrolsüz internet ortamında çok büyük tehditler altındadırlar. Sosyal medyada mahremiyetlerini koruyamama, terör örgütlerinin propagandalarına maruz kalma, pornografik içeriğe denk gelme riskleri oldukça yüksektir. Bilgisayar ve internet yoluyla çocuklar, erken yaşta sanal da olsa ölüme, öldürmeye ve şiddete maruz kalırlar. Dolayısıyla benlik hamurları, şiddet, öfke ve kanla yoğrulur. Bu durum öfkeli, tepkisel, merhametsiz nesiller yetişmesine sebep olabilir. Bunun zararını ise sadece çocuğun kendisi değil, tüm toplum çeker.

Yalnızlığını teknolojik bir makine ile gideren çocuklar, zamanla ilişkileri de aynı mekaniklikle yaşarak kendi yalnız dünyasının mahkumu olurlar. Dışarı çıkmak gereği bile duymazlar, toplumdan uzaklaşırlar. Fiziksel aktivitelere daha az zaman ayırdığı için obezite gibi sağlık problemleri yaşayabilir. Bizden daha yorgun, bizden daha tahammülsüz ve sabırsızdırlar. Çünkü doyasıya koşmadan, hoplayıp zıplamadan, düşüp kalkmadan büyümektedirler. Gerçek hayattan kopan, tüm ilişkilerini ve iletişimini sanal ortama taşıyan çocuk, gerçek hayata çıktığında bocalar.

Çocuklarımızı tüm bu olumsuz durumlardan koruyabilmemiz için sosyal medya ve gerçek yaşam arasında mutlaka bir denge kurulmalıdır. Aile içinde açık iletişim yoluyla birlikte kaliteli ve keyifli zaman geçirmenin mümkün olduğunu çocuklara gösterebilmek önemlidir. Bir gencin sosyal medyadan soyutlanmasını beklemek uygulanması zor bir davranıştır. Ancak sosyal medyanın çocuklarımızın ruhunu ve aklını körelttiği, geleceklerini olumsuz yönde etkilediği de akıldan çıkarılmamalıdır.

Ailenin yapması gereken çocuğunun sosyal medyada neler yaptığı, ne şekilde vakit geçirdiği, kimlerle iletişim kurduğu ve sosyal medyanın çocuğunu olumlu ya da olumsuz ne şekilde etkilediğine dikkat etmesi ve gözlemlemesi gerektiğidir. Nasıl ki çocuklarının sağlığı hakkında en ufak bir endişede müdahalede bulunuluyor, kontrol sağlanıyorsa aynı şekilde sosyal medya için de bu kontrollerin titizlikle yapılması gerekmektedir.

Yüce kitabımız Kur’an’da; “Ey Rabbimiz! Bizi sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibadet usullerimizi göster, tövbemizi kabul et; zira tövbeleri çokça kabul eden, çok merhametli olan ancak sensin.” (Bakara, 128.Ayet) buyuruluyor. Geleceğin ancak Allah’a itaat eden nesillerle aydınlığa, barışa, adalete kavuşacağının bilinciyle çocuklarımızı sanal dünyanın esaretinden kurtaralım; İslam’ın ışığı ile yollarını aydınlatalım.