Stresle Nasıl Başa Çıkabiliriz?

praying, dua, islam
Allah selamete çıkarandır. © Drawlab19-Dreamstime.com

Stres nedir sorusunun en temel cevabı, vücudunuzun her türlü talebe veya tehdide yanıt verme yoludur. Tehdit altında olduğunuzu hissedince sinir sistemimiz, adrenalin ve kortizol da dahil olmak üzere acil eylem için vücudu uyandıran bir stres hormonu salıvererek karşılık verir.

Stresliyken vücudumuzda neler olur?

Kalbimiz hızlanır, kaslarımız sıkılaşır, kan basıncımız yükselir, nefes yükselir ve duyularımız keskinleşir. Bu fiziksel değişiklikler gücümüzü ve dayanıklılığımızı artırır, reaksiyon süremizi hızlandırır ve odaklanmamızı sağlar. Bu, “Savaş veya kaç!” tepkisi olarak bilinir ve vücudunuzu tehlikelerden korumamızın yoludur.

Günümüzde en fazla rastlanan psikolojik problemlerden biri olan stres kimi zaman bireyi baskı altına alır, kimi zaman en iyi şekilde motive eder, kimi zaman ise en tehlikeli anlarda güvende olmasını sağlar. Öncelikle insan hayatında çoğu zaman ezici yıpratıcı hale gelen stresin ne olduğunu bilmek gereklidir. Hayatınıza ve genel ruh halinize zarar vermeden veya birtakım zihinsel ve fiziksel sağlık sorunlarına neden olmadan stresin belirtilerini anlamak çok önemlidir. Nedeni ne olursa olsun, stresin kaynağını tanıyarak zararlı etkilerini azaltmak ve yaşam kalitenizi artırmak bizim elinizde!

Modern hayatta stresle baş etme yöntemleri iki ana grupta incelenebilir:

* Fiziksel: Nefes egzersizleri, aerobik, jimnastik, doğru beslenme, düzenli uyku. Zamanı kaliteli ve yoğun bir biçimde yaşamak, sosyal ilişkilerin verdiği gücü hissetmek ve bu destekten yararlanmak.

* Psikolojik: Yaşama olumlu bakış açısı ile bakmak, genellemelerden kaçınmak, stres oluşturucu etkenleri bir tehditten çok “yeteneklerini sınama olanağı” olarak yorumlamak, inanç ve sabit varsayımların yerine incelemeyi öğrenmek, duygularını başkalarıyla paylaşabilmeyi ve uygun bir şekilde ifade edebilmeyi öğrenmek.

Genel olarak baktığımızda insanlığın avcı- toplayıcı döneminde kaçmaya avlanmaya yaşamaya yardımcı güç olan bu güç, günümüzde rekabet ve verimlilik artırma olgusu haline gelmiş ve ne yazık ki “Güçlü olan kazansın” boyutuna erişmiştir. Modern hayatın “Stresle başa çıkabilirsin!” önerileri de genel olarak yoğun rekabet ortamında yıkım yaşayan insanoğlunun kendi kaderine terk edilmesinden öteye gidememektedir.

Oysa hangi çağda hangi şartta olursa olsun inanç fıtratı ile doğmuş olan insanın elindeki güç inanç sistemidir. Modernleşmiş sistemlerin en büyük kötülüğü ise insanlığın hem çağdaş hem inançlı olabileceği gerçeğinin çeşitli algılar ile yok edilmesi olmuştur. Bu algıya kapılıp rekabetçi ve yok edici stres çarkının içine düşürülen insan, faydalanılmış ve adeta “posası atılmış” bir varlığa dönüşmüştür. Bu nedenle boş verilmiş, günlük yaşanan hayatlar, dağılan yuvalar en acısı anlamsızlaşan hayatların sona erdirilmesi artmıştır.

Bu algıya direnen ve hayatını tevekkül ve sabır ile taçlandırabilen insan ise stres savaşından galip çıkabilen insan haline dönüşür. Dinimize göre bu dünya bir imtihan dünyasıdır. Ve bu dünyaya mutlu olmak için geldiğini düşünen insan en büyük yanılgıya düşen insandır. Kur’an-ı Kerim’de bu dünyanın bir eğlence ve oyundan ibaret olduğu ve gerçek yurdun Ahiret olduğu vurgusu süreklidir.

İnançlı insanın hayatın stresi karşısında en önemli dayanağı “Her zorlukla birlikte bir kolaylık vardır” (İnşirah suresi 5. Ayet) ayeti olmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’de buna benzer daha birçok ayet vardır. Bu sebeple ne yaşanırsa yaşansın insan kendine dönmeli ve bu imtihanı Kur’an-ı Kerim ışığında aşmanın yollarını bulmalıdır. Buna göre inançlı insanın referans noktasının dünya hayatını geçici mutluluğu değil; dünya hayatına ekilen insanlık yararına olan tüm işlerin Ahiret hayatındaki hasatı olması gerektiğidir.