Şükrün Hayatımıza Kattıklarına Paha Biçilemez

dreamstime_xs_179303463
Fotoğraf: © Odua | Dreamstime.com

Şükür, dünya üzerinde insana verilen maddi ve manevi her türlü nimetin Allah’tan geldiğini kabul etmektir. Bu nimetleri hayırlı işlerde kullanmak, Allah yolunda harcamak ve nimetleri boş yere harcamamak da şükretmenin bir yoludur. Allah (C.C) kullarının kendisine şükretmesini ister ve bunu “Allah’a hamd olsun de!” (İsra Suresi, 111. Ayet) diyerek kullarına duyurur.

Gündelik yaşamda, insan ilişkilerinde bir paylaşımda bulunulduğu zaman teşekkür ederek karşılık vermek bir görev olarak kabul edilir. Kullar arasındaki ilişki bu derece hassas bir yapıdayken, tüm bu nimetleri kimin verdiği de akıldan çıkarılmamalıdır. Hz. Muhammed “Şükür, imanın yarısıdır.” (Süyuti) buyurmuştur. Bu hadisten anlaşılacağı üzere şükretmeyen bir kul imanını tam olarak destekleyemez.

Şükrü anlama ve hayatımıza katma yolları nelerdir? Allah, dünya yaşamı boyunca kullarına farklı nimetler dağıtır. Yemek ve içmek, yaşama devam edebilmek için gereken temel ihtiyaçlardan biridir ve en açık nimettir. Şükrü anlamak isteyen bir kimsenin öncelikle bunları fark etmesi gerekir. Bu açık nimetlere şükretmeyi bilmeyen birinin, diğer nimetleri anlaması ve bunlara şükretmesi daha zor bir iştir.

Allah’ın kuluna verdiği nimetlere şükredebilmek için öncelikle nefsi susturmak gerekir. Bu bağlamda kemal derecesinde şükredebilmenin aşağıda sıralandığı üzere temelde 3 şartı bulunur (Kurtubi): Allah’ın lütfetmiş olduğu nimetlerin kimden geldiğinin bilincinde olmak. Allah’ın vermiş olduğu tüm nimetleri az ya da çok diye ayırmadan rıza göstermek. Allah’ın verdiği nimetlerle yaşama devam edildiği süre boyunca, O’na asi gelmemek ve razı olmadığı işleri yapmamak.

Şükretmeyi alışkanlık haline getirmek için gece yattıktan sonra gün içerisinde karşılaşılan nimetler akla getirilebilir. Her yemekten sonra “Elhamdülillah” denebilir. Bunları unutmamak için bir şükür listesi oluşturup not da tutulabilir.

Şükretmenin faziletleri nelerdir? Şükretmek, İslam bakış açısına göre aynı zamanda bir zikir olarak kabul edilir. Kulun Rabb’ine şükretmesi de oldukça faziletli bir iştir. Hz. Muhammed, şükretmenin faziletini:

“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizanı, Sübhanallahi ve’l-hamdüllillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur.” (Tirmizi) olarak buyurmuştur. Buradan anlaşılacağı üzere, şükretmek kulluk vazifelerinden biridir ve kişinin sevap kazanmasına vesile olur.

“Şükür için çaba gösterin. Kullarım arasında hakkıyla şükredenler pek azdır.” (Sebe Suresi, 13. Ayet). Bu ayet ile kullara şükretmelerinin tembihlendiği ve Allah’ın şükretmeyen kullarından hoşnut olmadığı anlaşılıyor. Buradan çıkarılacak sonuç ise az olan her şeyin değerli olduğu gibi hakkıyla şükreden kulların da Allah katında değerli olduklarıdır.

Şükretmenin insan hayatına katkıları çoktur. Şükretme terimi yalnızca İslam’a ait bir davranış biçimi değildir. Bu bağlamda, şükretmenin insanın fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde pozitif etkiler bıraktığına dair bilimse çalışmalar yürütüldüğü biliniyor. Şükretmenin insan hayatına kattığı başlıca etkiler; stres seviyesini düşürmek, uyku kalitesini artırmak ve olumlu düşüncelere yöneltmektir. Allah’ın verdiklerine şükreden ve bununla yetinmesini bilen kişiler, çevresindeki insanlarla daha kolay iletişim kurabilir. Bunun yanı sıra şükretmeyi alışkınlık haline getiren kişiler karşılarına çıkan zorluklarla da daha rahat mücadele edebilir.

Yiyip içtikten sonra “Elhamdülillah” diyerek şükretmek bazı kaynaklarda sünnet olarak geçer.

“Hani Rabb’iniz, ‘Eğer şükrederseniz size (nimetimi) daha çok vereceğim, nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım pek şiddetlidir!’ diye bildirmişti.” İbrahim Suresi, 7. Ayet). Bu ayetten anlaşılan husus, Allah’ın hakkıyla şükredenlerin nimetleri artırdığıdır. Bu bağlamda, kendisine gönderilen rızka az ya da çok demeden şükretmeyi başaran kimselerin nimetleri bereketlenir. Allah’a şükretmeyip nankörlük edenleri ise çetin bir azap bekliyor.