Tarihte kölelik sorunu

Tarih 28 Şub 2021 Contributor
tarihte kölelik
Elena Niccolai-Dreamstime.com

İnsanlık tarihinin unutmak istediği, insan hayatının en onursuz, aşağılanmış halleri, tarihte kölelik hikayeleriyle doludur. Köle ve kölelik anlayışı antik çağlarda başlamış, günümüzde farklı şekil ve boyutlarıyla aslında varlığını sürdürür. Hemen her kültürde görülen bu insanlık dramı, sosyal bir olgudan Kur’an-ı Kerim’de ve diğer semavi dinlerde de bahsedilmiştir.

Tarihte kölelik ne zaman başlamıştır?

Kaynaklar kölelik tarihinin Eski Yunan ve Mısır’a kadar uzandığını belirtiyor. O dönem toplumunda aksi düşünceler olsa da ünlü düşünürlerin eserlerinde bile kölelik bir kurum olarak yer alıyor. Örneğin ünlü düşünür Aristo’nun eserlerinde belirttiği, bazı ulus ve ırkların hürriyet için yeterli akıl ve ruh yüceliğine sahip olmadığı görüşü, kölelik dramını mazur gördüğünü anlatmaktadır.

Antik çağlardan beri süre gelen kölelik olgusu, Avrupa’da Orta çağın sonlarına değin yoğun olarak devam etmiştir. Bir köle, sahibinin her şeyiyle malıdır. Ve köle ticaretinin mantığı bir mal olarak görülen kölenin para karşılığı sahip değiştirmesidir. Yıllarca süren köle ticaretlerinin insanlık dışı uygulamalarının yer aldığı belgeler günümüze kadar ulaşmıştır.

Dinlerde bu anlayış nasıldı?

Tarihi neredeyse insanlık tarihiyle bir olan kölelik kavramı elbette semavi dinlerin de konuları arasındaydı. Yahudilik dinin kitabı olan Tevrat’ta, kölelikle ilgili pasajların yer aldığı görülmektedir. Tevrat’ta ki anlatımlara göre bir kişi ödeyemediği borçlarına karşı kendini köle olarak sunabilmektedir. Ya da ölen kimsenin çocukları borçlu olunan kimse tarafından köle olarak alınabilmektedir.

Tevrat’tan bir başka örnekse Hz. Nuh’un oğlu Ham’ın, işlediği günah yüzünden oğlu Kenan’nın, kardeşleri Sam ve Yafes’e kul edilerek cezalandırıldığından bahsetmektedir. Esasen Tevrat’ta kölelik azadıyla ilgili doğrudan bir hüküm bulunmaz. Ancak bir yerde ağır borç yükü sebebiyle köle olan birinin altı yıl kölelikten sonra sahibi isterse bir gözünün kör edilerek ya da dişinin kırılarak azat edilebileceğinden bahseder.

Hristiyanlık dininin İncil’deki hükümleri içinde de kölelerin azat edilmesi ya da yasaklanmasıyla ilgili hükümlere rastlanmamaktadır. Katolik kilisesi başta olmak üzere diğer kiliseler de köleliğin varlığını ve devamlılığını kabul etmişlerdir. Hristiyanların köle edinme şartı olarak ancak dini Hristiyan olan köleler edinmeleri tavsiye edilmiştir. Avrupa ve Amerika tarihi dramatik köle hikayeleriyle doludur. Başta savaş esirleri olmak üzere kendilerinden aşağı görülen tüm insanlar köle olarak alınıp satılan bir mal olarak yıllarca eziyet görmüşlerdir.

İslamiyet’te ve öncesinde nasıldı?

İslam dinin hükümlerinin yer aldığı Kur’an-ı Kerim’de de köleliğin doğrudan yasaklandığı bir hükme rastlanmamaktadır. Ayrıca İslam dini gelinceye kadar Arap yarım adasında yaygın olan kölelik, diğer kültürlerde olduğu gibi mal olarak kabul edilen insanların alınıp satılması esasına dayanmaktadır. İslam dini Arap toplumunda yüzyıllardır yerleşmiş bir uygulama olan köleliği doğrudan kaldırmak yerine, köle azat edilmesi yönünde cezai hükümler getirmiştir.

Bu yönüyle Kur’an-ı Kerim’de yer alan kölelikle ilgili ayetlere bakıldığında köleliğin zamanla kaldırılmasına yönelik uygulamaların önerildiği görülmektedir. Bir kısım tarihçi, İslamiyet’in köleliği direkt kaldırmama sebebini gayri Müslimlerde de yaygın olan köleliğin yasaklandığında, Müslümanların savaş esirlerini azat etmesinin siyasi ve  toplumsal olarak uygun olmadığı görüşündedir.

İslam dini diğer dinlerin aksine köleliği doğrudan kaldırmasa bile haklarının olduğunu, insanca muamele edilmesi gerektiğini, hür bir insan haline getirilmelerinin erdemli bir davranış olduğundan bahsetmiştir. Kuran ile hayatını inşa etme gayretinde olan bir Müslüman için köle edinmenin vazgeçilmesi gereken bir uygulama olduğu zaten anlaşılacaktır.

Kısaca bahsettiğimiz insanlık tarihinin bu dramatik hikayelerle dolu dönemi, neyse ki on dokuzuncu yüzyıl sonlarına doğru yasalarla kaldırılmıştır. Ancak bu yasalara uyulma ve uygulanma süreci hayli zaman almış, bu eziyet yasalara rağmen uzun yıllar devam etmiştir. Osmanlı Devleti zamanında da var olan kölelik kurumu Türkiye Cumhuriyeti devrinde çıkarılan yasalarla tamamen ortadan kaldırılmıştır.