Tasavvuf Müziğinin İlahi Çağrısı

hulki-okan-tabak-7vr0zxUeh0Y-unsplash
Fotoğraf: Hulki Okan Tabak-Unsplash

“Dinle, bu ney neler hikayet eder, ayrılıklardan nasıl şikayet eder.” Mevlana Celaledidin Rumi

Tasavvuf müziği, tasavvuf felsefesinin müziğe yansıması olarak yüzyıllar öncesinden günümüze kadar uzanır. Geleneksel dini müzik kültürümüzde çok özel bir yere sahiptir. Eğlendirmek amacı ile değil, kulluğu hatırlamak için icra edilir. Çünkü tasavvufun tek gayesi Hak’tır. Hak aşığı tasavvuf ehli, musiki ile hem haldir.

Tasavvuf müziğinin önemli çalgıları, ney ve kudümdür.

Tasavvuf geleneği içinde musikiyi en fazla benimseyen ve ona çok yüksek anlamlar yükleyerek kullananlar da Mevleviler olmuştur. Sufiler, varlık ve sema arasında bağ kurarak müziğin evrensel var oluşun temelinde yer aldığına inanır. Zira hayat demek canlılık ve hareket demektir. Evrendeki her hareket ise ritmik bir düzene göre işler. Ritim ise müzik (Sema) demektir. Kainattaki sesler, tüm varlık gibi vahdet-i vücut anlayışı doğrultusunda ilahi tecellinin birer yansıması olarak görülmüştür.

Sufilerin “ayet” yorumundaki farklı açılımları da bir müzikal yapıya sahiptir. Bilindiği gibi özellikle vahdet-i vücud geleneğinde “ayet”s kavramı yorumlanırken birbirinin tamamlayıcısı konumunda üç farklı görünümünden (tecellisinden) söz edilir: Kuran-İnsan-Evren. Her üçünün de ortak noktası ahenk ve dengedir. Bu ahengi sufiler, musiki kapsamında değerlendirmişlerdir.

Kuran bir iç musikiye sahiptir ve güzel sesle okunması tavsiye edilmiştir. İnsan kendini dinlediğinde kalbi, nabzı, nefes alışı hep ritmiktir. Vücut dediğimiz bu mekanizmanın işleyişi evrensel bir ritme sahiptir.

Mevlana Mesnevisi’ne; (Bişnev in ney çün hikâyet mîküned. Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned) “Dinle, bu ney neler hikâyet eder, ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.” cümlesiyle başlar.

Kamil insan denildiğinde Ney akla gelir. Ney, kamıştan yapılmasına rağmen her kamış ney olmadığı gibi burada kast edilen de herhangi bir insan olmayıp kamil insandır. Zira neyin ses ve nağmesi hakiki rehberdir, elçidir, ilahi mesajı iletir. Mevlana’nın eserine “beşnev/dinle” emri ile başlaması tasavvufta sema denilen müziğin aynı zamanda tasavvufun en önemli şartının söylemek değil dinlemek olduğuna atıf açısından da önemi vardır.