Temiz Ruhun Üstünlüğü!

ID 86180875 © Gunold | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 86180875 © Gunold | Dreamstime.com

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Allah’tan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahi biri, başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Kimse kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.” (Veda Hutbesi, 9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)

İslamiyet öncesi dönemde Arap kavimleri, kendilerini diğer kavimlerden üstün görmüş Peygamber Efendimiz de bu üstünlüğe karşı mücadele etmiştir. Veda hutbesinde Allah katında herkesin eşit olduğu hiçbir ferdin veya kavmin diğerlerinden üstünlüğü olmadığını apaçık dile getiren Peygamber Efendimiz (SAV), insanın üstünlüğünün sadece takvasıyla mümkün olduğunu vurgulamıştır.

Hepimiz Adem babamız ve Havva anamızdan meydana geldik, insanlığın çıkış yeri, aslı bellidir öyleyse insanın dilinin, ırkının, renginin farklı olması onun üstünlük göstergesi olamaz. Bu sadece Allah’ın takdiridir. Bir kral veya padişah soyundan gelmek o soyun kanından olmayan insanı küçük ve hakir görmek İslam inancında yoktur. İslam insan eşitliğine dayanır. Kimse kimseden üstün değildir. İnsanı renk ten ve soy farklılığına göre değerlendirmek, ayrımcılıktır. Ayrımcılık toplumları birbirine kaynaştırmaz yakınlaştırmaz sadece kin, nefret ve kıskançlığı besler. Allah insanları farklı gruplar halinde yaratmıştır. Bu gruplar ortak özelliklerine göre tanışıp kaynaşırlar. Bu kaynaşmadaki en temel ortak değer ise dindir ve dinin temeli de takva yani güzel ahlaktır. İnsanlar güzel ahlak ve temiz ruh etrafında birleşmelidir.

“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurat Suresi, 13. Ayet)

İnsanı güzel çirkin, kadın erkek, siyah beyaz olarak ayırmak yerine ahlakına, iyi vasıflarına, ameline göre değerlendirmek doğru olandır. Günümüzde hala bir tartışma konusu ve problem olan kadın erkek eşitsizliği ve erkeğin kadından üstün görülme melesi de bir ayrımcılıktır. İslam dininde kadın emanettir ve kadınların haklarının gözetilmesi hususuna çok önem verilmiştir. Toplum düzeni konusunda erkeğe kadından fazla görevin düşmesi bir üstünlük olarak değerlendirilmemelidir. Üstünlük, bir kibir nefis yoksunluğudur. İnsanın ahlaki değerlerini yok eder. Oysa İslam insanın ahlaki değerlerini konusunda çok hassastır. İnsanın rengini, ırkını, dilini belirlemesi kendisine bağlı değildir; fakat ahlakını ve amelini yaratmak ona bağlıdır

Allah’ı ve Peygamber Efendimiz (SAV) buyurduğu gibi “Üstünlük takvayla olur.”  Nefsine hakim ve ibadetinde daim olan insan Allah katında üstündür. Hepimizin geldiği yer ve gideceği yer bellidir. Üstünlük dünyevi bir hırstan başka bir şey değildir. İnsan ahirette bu dünyadaki ameli ile sorgulanır. İslam dininde yasaklardan ve haramdan sakınmak emirleri farzları yapmaktan önce gelir. Allah tüm kullarını sorgularken onun renginin tenine veya ırkına bakmaz amelinin nasıl olduğuna bakar.

Yalan söyleyen, öksüzün yetimin hakkını yiyen, ayrımcılık yapan, yalnız kendi menfaatlerini düşünen, kardeşine yardım etmeyen insanın ruhu kirlenmiştir ve ne kadar ibadet ederse etsin gerçek bir Müslüman sayılmaz. Ruhu temiz insan nefsinin esiri olmayan amelinde salih olan insandır.

Yunus Emre’nin “Yaratılmışı hoş gördük, Yaradan’dan ötürü.” demesi gibi hepimiz Allah’ın -görünüşte farlı da olsak- yarattığı kullarız. Kimsenin kimseden üstünlüğü kabul edilemez. Hakir gördüğümüz insan belki de Allah kartında kabul görmüş üstün bir kuldur. Onun içindir ki bir insanı değerlendirirken dış görünüşüne göre değil kabinin ve niyetinin temizliğine bakmak gerekir.