Terazide ağır gelen zikir nedir?

Dua Contributor
teraizde ağır gelen zikir
Sultan Camii, Singapur. Siti Rahmanah Mat Daud-Unsplash

Dilde hafif görülen bazı sözler aslında terazide ağır gelen zikir olarak kabul edilirler. Yani kişinin dilinden düşürmediği bu sözler oldukça faziletlidir ve mizanda da bir değere sahiptir. Fazileti büyük olan bu sözlere Hz. Muhammed’in birtakım hadislerinde dikkat çekildiği görülür.

Hadislerde geçtiği üzere terazide ağır gelen zikir hangisidir?

Ebu Hureyre’den rivayet edildiği üzere, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Allahü Teala’nın sevdiği iki sözü Müslümanlara bildirmiştir. Bunun bildirildiği hadisi şerifte şöyle buyrulur:

“Dile hafif gelen terazide ağır basan Rahman tarafından sevilen iki kelime vardır: Subhanallahi ve Bihamdihi Subhanallahil Azim.” (Buhari)

Söz konusu hadiste geçen ve terazide ağır gelen zikir anlamı, “Allah’a hamd ederek Onu tüm noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce azamet sahibi Allah’ı tenzih ederim” şeklindedir. Bu zikre devam etmenin Müslüman kimseler açısından türlü faziletleri vardır.

Hadisteki iki sözü zikretmenin faziletleri nelerdir?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in buyurduğu rivayet edilen zikirlerin fayda ve fazileti çoktur. Buna göre, Allah’ı anmanın ve O’na hamd etmenin en büyük faydası kişisin türlü sıkıntılardan galip gelmesidir. Korku, vesvese ve rızık sıkıntısı çekenlere bu iki zikri çekmeleri tavsiye edilir.

Subhanallahi zikri, hangi niyetle çekilirse Allah’ın izniyle kişi bu niyetine ulaşır. Kişinin evine ve işlerine bereket uğrar. Ayrıca bu zikri çekmeyi alışkanlık haline getirenlerin de günahlarının affedileceği rivayet edilir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in diğer hadislerinde de “Subhanallahi ve Bihamdihi Subhanallahil Azim” demenin önemine vurgu yapıldığı bilinir. Hatta bu hadislerde bahsi geçtiği üzere bu zikri çeken kimse için cennette bir hurma ağacı dikilir.

Terazide ağır gelen amel hangisidir?

İslam öğretilerinde Müslümanların söylediği sözler ve yaptığı bazı amellerin karşılığı daha büyüktür. Buna göre Allah’ı övmek ve O’na hamd etmek, terazide değeri yüksek olan sözlerdir. Buna karşılık ahlaklı bir kimse olmak da terazide ağır gelen amelin karşılığı olarak tanımlanır.

Oldukça geniş bir kapsama sahip olan ahlak, aslında Allah’ın kulundan beklediği iyi amellerin tümü olarak açıklanabilir. Kişinin güzel bir ahlaka sahip olmasıysa onun hem Allah’a yakın olduğunun hem de imanının kuvvetli olduğunun bir işaretidir. Bu bakımdan da ahlaklı bir insan olmak aslında kulluk derecesini de artıran bir iştir.

Ahlakın temel amacı insanı, kendi özüyle bütünleştirebilmektir. Cömertlik, adalet, doğru konuşmak, nazik ve edepli olmak; ahlaktandır. En net haliyle ahlak ve din arasında kopmaz bir bağ vardır. Hatta, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de güzel ahlakın temsilcisi olarak anılır.

Yaşamda insan için en hayırlı olan huyları ve amelleri sağlayan ahlakın alameti şüphesiz imandır. Bu bakımdan ahlaklı olmanın Allahü Teala katındaki değerini göz ardı etmemek gerekir. Mizande en değer gören amel olan ahlakı kazanmak da tüm Müslümanların ilk vazifesidir. Ahlakı kazanmak ve sürdürmek içinse hem Allah ile hem de ona sadık kullarla muhabbet halinde olmak gerekir.

Kısacası, dünyada kolaylıkla yapılabilecek bazı işlerin ahiretteki karşılığı oldukça büyüktür. Bu işler bazen bir iki söz ve zikir olabileceği gibi bazen de salih bir amel olabilir. Bu bakımdan, mümin kişilerin ağızdan Allah zikrini, işlerinden de ahlakı eksik etmemesi son derece önemlidir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadislerinde bu davranış biçimlerine ehemmiyet verilmiştir. Bizlere düşende dilde hafif ancak terazide ağır olan bu işlere sıkı sıkı sarılmaktır.

YAZI: İPEK ATACAN