SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Tespih çekme tarihçesi nasıldır?

Tarih 23 Oca 2021
tespih çekme
Eldar Nurkovic-Dreamstime.com

Cezbedici yuvarlak tanelerle tespih çekmek insanı ya dini ya da kültürel olarak yüz yıllardır etkilemiştir. Kehribarı, Oltu taşı, kuka çekirdeği, öd ağacı gibi çeşit çeşit malzemeden yapılan bu zarif taneler, kimi zaman huşu, kimi zaman rahatlamak için birçok kültürün, dinin parçası olmuştur. Tespih tarihinin insanlığın ilk zamanlarına kadar gittiği söylenir. İlk insanların hayvan kemiklerini yontarak ipe dizdikleri, bunları boyunlarına asarak düşman karşısında güçlü görünmek için kullandıkları düşünülmektedir.

Her dinde bu kavram var mıdır?

Kaynaklar tespihlerin dini ritüel aracı olarak ilk kez Budizm ve Hinduizm dinlerinde görüldüğünü, diğer dinlere girişinin de bu dinlerin etkisiyle olduğunu belirtiyor. Budistler ve Hindular yüz taneden oluşan tespihler kullanırken farklı dinlerin tespihlerinde ki tane sayılarının farklı olduğu görülüyor. Örneğin Katolik Hristiyan tespihlerinde elli dokuz, Ortodoks ve Anglikan geleneğindeyse Hz. İsa’nın otuz üç yıllık ömrünü temsilen otuz üç tane sayısı görülüyor.

İslam dinindeyse sayı çeşitliliği daha fazladır. Otuzüçlük, doksan dokuzluk, beş yüzlük, binlik ve beş binlik tespihler mevcut. Doksan dokuzluk tespihler daha çok cami ve evlerde bulunurken, daha fazla tane sayılı tespihler tekkelerde bulunuyor. Tekkelerde bulunan bin ya da beş bin taneli tespihler zikir dışında şifa amaçlı da kullanılıyor. Örneğin okunan tespihlerin içinden hasta bir insan geçirilerek şifa bulduğu düşünülüyor.

Dergahın şeyhi vefat ettiğinde tespihi sandukasına asılıyor. Peygamberimiz Hz. Muhammed zamanındaysa tespih kullanıldığına dair kanıtlanmış bir belge yok. İslam dininde namazı tamamlamak ya da zikir yapmak için kullanılan sayılar hadis kaynaklı rivayetlere dayanıyor. Tespihin İslam kültüründe tasavvuf etkisiyle yaygınlaştığı düşünülüyor.

Türk Müslümanlığında ve kültüründe tespih

Türklerin İslam’ı kabul etmesiyle tespih kültürü kadim Türk kültürü ışığını almış ve bir sanata dönüşmüştür. Çeşit çeşit taşlardan, ağaçlardan, çekirdeklerden yapılan tespihlerdeki oyma sanatı, renk ahengi ve ince işçilik Osmanlı zamanında zirveye çıkmıştır. Zamanla halk arasında otuzüçlük tespihler külhanbeyi simgesi haline gelmiştir. Osmanlı’da on altıncı yüzyıldan itibaren yaygınlaştığı düşünülen bu tespihler, kullanılan yere göre sınıflandırılmaktaydı; padişah tespihi, vüzera (vezirler)  tespihi, vükela (vekiller) tespihi, zengin tespihi ve fakir tespihi.

Yapıldıkları malzeme ve işçilik, tespihin değerinin belirlenmesinde en önemli etkenken öd ağacının ayrı bir yeri mevcuttu. Çünkü peygamberimiz Hz. Muhammed’din vefatında sandukası, kokusunu çok sevdiği öd ağacından yapılmıştı. Öd ağacından yapılma tespihlerin manevi olarak böyle bir değeri vardı.

Tespih çekme sağlığa faydalı mı?

Hangi malzemeden yapılırsa yapılsın tespih tanelerini parmak uçlarında gezdirmek rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Dini bir ritüel aracı olarak kullanımının dışında günlük hayatta kimi insanlarda herhangi bir zikir çekmeden elde dolaştırıldığı görülür. Günümüzde bazı taş ya da madenlerin iyi ya da kötü enerji yaydığı, ya da bazı hastalıklara iyi geldiğine dair haberlerle her an karşılaşmak mümkündür.

Tespih ustalarının anlattıklarına göre de ametist taşı sarhoşluğu sersemliği azaltır, kehribar taşı guatr hastalarına iyi gelirken, kaplan gözü taşı migren ağrılarını azaltmaktadır. En ilginç olanı ise kuka ağacından yapılma tespihlerin eldeki bakterileri öldürdüğü, bir nevi anti bakteriyel etki yarattığıdır. Bu görüş, Osmanlı sarayında hekimlerin sadece kuka ağacından yapılma tespihleri kullandığı, sarayın bazı bölümlerine elinde bu tespih olmayanların giremediği kayıtlarının olmasıyla sabittir.

Tespih çekme ister dini ritüel ister rahatlamak için bir çok kültürde varlığını sürdürüyor. Günümüzde de tespih koleksiyonu yapanların sayısı da azımsanmayacak kadar fazla.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP