Tevekkül Bilinci

dreamstime_xs_32886911
Fotoğraf: © Mohamed El Khamisy | Dreamstime.com

Türk İslam Ansiklopedisi’nde tevekkül “vekl” kökünden türemiş “Allah’a güvenmek” olarak tanımlanmıştır. Kur-an’ı Kerim’de oldukça fazla ayette geçen tevekkül, Allah kullarının olması gereken bir özelliği, davranış kalıbı şeklinde sürekli anıldığı, tavsiye edildiği önemli bir olgudur.

Peki, ne işe yarar tevekkül? Bu sorunun yanıtı çok uzun ve ayrıntılı anlatılabilir. Anılan ayetler tefsire başlandı mı sayfalar dolusu yazılar yazılır. Elbette mesele bunu hayata geçirmektedir. Kur-an’ı Kerim’de tevekkül olarak kırk ayette geçmekte olup aynı türediği kelime kökü olarak vekil kelimesi ise Allah’ın sıfatı olarak da birçok ayette geçer. Tevekkül fiili halinde bakıldığında “Birine boyun eğme, işi birinin tasarrufuna bırakma, teslim olma” anlamları çıkarılır.

Tevekkülden bahsi geçen ayetlerdeki konulara bakıldığında insanın zora düştüğü, elinden geleni yaptığı ancak elinde olmayan zor şartlar ile karşılaştığında Allah’a tevekkül etmesinin önerildiği görülür. Bir iki örnek ayete bakalım:

“Tamam-kabul’ derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter.” (Nisa Suresi, 81. Ayet)

“Böylece Biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip-geçmiş olan bir ümmete (elçi olarak) gönderdik; sana vahy ettiklerimizi onlara okuyasın diye. Oysa onlar Rahman’a nankörlük ediyorlar. De ki: ‘O, benim Rabb’imdir, Allah’tan başka İlah yoktur. Ben Allah’a tevekkül ettim ve son dönüş Allah’adır.” (Ra’d Suresi, 30. Ayet)

“Bize ne oluyor ki, Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah’a tevekkül etmelidirler.” (İbrahim Suresi, 12. Ayet)

Görüldüğü gibi zorda kalan insanın sığınabileceği tek merci yüce Allah’tır. O halde “Yalnız Allah’a dayanıp güvenin.” (Yunus Suresi, 84. Ayet). “O ne güzel ‘Vekil’dir.” (Al-i İmran Suresi, 173. Ayet).

Zorluklar karşısındaki acizliğinizi idrak ettiğiniz anda sığının Allah’a tevekkül edin, bekleyin ki O sizin için en hayırlı olanı vuku buldursun.

Söz konusu teslimiyetten kasıt elbette bir geleneksel anlamda bir kadercilik anlayışını barındırmaz.

Elinden gelen çabayı sonuna kadar kullanıp tükenen insan içindir tevekkül. Ellerini açıp duasını eder “Elimden gelen budur ey Allah’ım ben sana dayandım sana güvendim. Artık hakkımda hayırlısını senden niyaz ederim.” der ve Allah’a sığınır. Bu elinden geleni yapmak konusu da hassastır ve Müslümanlar için bir dua konusudur. Herhangi bir konuda aklına gelmeyen gözden kaçırdığı gayretler varsa bunu kendisine ilham etmesi vesileler kılması için de dua ederler alemlerin Rabb’ine.

Aksini düşünecek olursak zor zamanlarda tevekkül kapısını aralayamayan insan için hayat katlanılması meşakkatli hatta devamlılığı sağlanamaz bir şeye dönüşmez miydi? Bu durumda yaşanan zorluklar karşısında sığınacak bir liman bulamayıp hayatına son verecek aşamaya gelen insanlar tevekkülsüz müydü? Sorunun cevabı sanırım evet olacaktır.

İnsan hayatında her şey yolunda iken kendini her şeye haiz görecek boyutlarda Allah’ı unutma eğiliminde olabilen bir varlıktır. Kendi acizliği ile bir tökezleme sonucu karşılaşan insan o şaşkınlıkla önceden farkında olmadığı belki de bilmediği tevekkül kapısına gidemezse hali nice olacaktır. Ya Allah’ın hikmeti ve acıması ile bu yola tebdil edilecek ya da o yolu hiç bulamadan kaybolup gidecektir.

Tevekkül eden insan Allah’ a güvenir. Allah’ı vekil kılmanın insana verdiği güç tarifsiz bir güçtür. Gerektiğinde bu gücü hissetmekse takvalı bir hayat yaşamaktan geçer. Umulur ki Allah’tan bir yardım bizlere ulaşsın. Bir örnek ayet paylaşarak sözlerimizi sonlandıralım:

“Eğer Allah size yardım ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakacak olursa, O’ndan sonra size yardım edecek kimdir? Öyleyse müminler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Al-i İmran Suresi, 160. Ayet).