Tezhip Sanatı ve Gelişimi Nasıldır?

Illustration 29271446 © Antsvgdal - Dreamstime.com

Türk tezhip sanatı nedir? Bu sanatın gelişiminde vakfiyelerin önemi büyük. Çünkü ülkemizde kültürel mirasımıza en çok sahip çıkan kurumlardan bir tanesi de vakıflar.  Anadolu Selçuklu ve Osmanlı sanat mirası vakıflar sayesinde günümüze kadar ulaştı.

Vakıfların ilk adımı vakfiyeler oldu. Vakfiyeler o dönemim sosyal ve kültürel yapısını günümüze taşıyan belgeler oldu. Yazılı olan vakfiyeler dönemin mahkemesi tarafından onaylanan bir tür senetti.

Senet olarak tanımladığımız bu vakfiyelerde vakıfın amacı, yaşamını sürdüreceği gayrimenkul gelirlerinin harcanacağı yerler yazılıyordu.

Bu vakfiyelerin bazıları tezhip sanatı ile süsleniyordu. Vakfiyeler seneler geçtikçe bu sanat dalı açısından da gelişim gösterdi. Anadolu Selçuklu döneminde kalan vakfiyeler maalesef Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde yer almıyor.

Selçuklu döneminde yükselişi nasıldır?

Selçuklu’da bu sanat lacivert zemin üzerine altın ya da beyaz renkle yazılan sureleri içeriyordu. Erken dönem eserlerinde kufi sulus yazı şekli dikkat çekiyor. Daha sonra Osmanlı’da bu sanat gelişim göstererek mihrabımsı bir alınlık şekli kazandı.

Özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminde tezhip sanatında dikdörtgen şekil üzerine mihrabımsı ya da akroterimsi bir çatı şekli yapıldı. Tezhiplerin bulunduğu ilk resmi nakkaşhane, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde Topkapı’da açıldı. Nakkaşhanenin baş nakkaşını da Baba Nakkaş deniyordu, ona ait bazı eserler günümüze ulaştı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde tezhip sanatı en olgun dönemini yaşadı. 17. yüzyıla kadar tezhip sanatı gelişimine devam etti. 17. Yüzyıldan sonra ekonominin kötüleşmesine paralel olarak süsleme sanatına ayrılan bütçe azaldı. Lale devrinden sonra Batı etkisi tezhip sanatını da etkiledi.

II. Mahmut dönemine ait bir vakfiyede tezhip sanatı ve batı motifleri bir arada görüldü. Daha sonra II. Mahmut döneminde batılı süslemeler ağırlık kazandı.

Az da olsa görülmeye devam eden klasik tezhip sanatı 20. yüzyılda tamamen kayboldu. Barok ve Rokoko olarak adlandırılan batılı üslubun Osmanlı İmparatorluğu’nda Türklüğün etkisinde kaldığını da belirtmemiz gerekir. Bu üsluplar Türk Barok ve Türk Rokokosu olarak anıldı.

15. yüzyılda tezhip sanatında öne çıkan renkler; siyah, kiremit, turuncu, lacivert, altın yaldız ve cam göbeğidir. 16. yüzyılda altın yaldız, siyah kontür ve daha sıcak tonlar tezhip sanatında öne çıktı. Bu yüzyılın sonunda bir arayış başladı ve tezhiplerde matlaşma gözlemlendi. 17. Ve 18. yüzyıllar tezhip sanatında en canlı renklerin kullanıldığı dönem oldu.

Tezhip sanatı mimari yapılara da yansıdı. 2. Mahmud’un yaptırdığı Nusretiye Camii, Dolmabahçe’de, Valide Sultan tarafından yaptırılan Bezmi Alem Camii’nin duvarları tezhip sanatı ile süslendi.

Tezhip sanatı oldukça zor bir sanattır

Ustaları zorlu çalışmalar sonucu eserlerini meydana getirirlerdi. Emek isteyen ve gözleri çok yoran bir sanat dalıydı. Bu sebeplerle sanatçı beğenmediği eserini bile buruşturup kolayca atamazdı.

Tezhip sanatının kaybolmaması için emek veren bir isim olarak karşımıza Sultan Reşat’ın hattatı Hasan Rıza Efendi’nin yeğeni Ahmed Sühely Ünver çıkıyor. Paris’te tıp okurken Batı müze ve kütüphanelerinde bulunan eserleri inceliyor. Kendi kültürel mirası üzerinde çalışmaya karar vererek şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi eski Güzel Sanatlar Akademisi’nde İsmail Altunbezer ile birlikte dersler veriyor.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi kurulduğunda orada gönüllü olarak dersler vererek bu sanata gönül veren öğrencilerin yetişmesini sağlamıştır. Tezhip’in kelime kökeni Arapça’da altın anlamına gelen zehep’tir.

Padişahların ferman ve tuğraları da tezhip sanatı ile süsleniyordu. El yazması kitapları ve Kuran-ı Kerim sayfalarını süsleyen tezhip sanatının örnekleri bugün büyük değer taşımaya devam ediyor. Bir kitabın tezhip sanatı ile süslü olması ona büyük değer katıyor.