Görüş 10-Ağu-2020

Tüketim Toplumu ve Ahlaki Boyutu

no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüketim toplumu nedir? Küresel ekonomik sistemin dayatması sonucunda tüketim çok farklı bir anlam ve boyut kazanmış, insanlar giderek daha fazla tüketmeye adeta zorunlu hale getirilmiştir. İnsanlar gösteriş amaçlı tüketim yaptığı ölçüde değerli ve makbul olmuş; kendi eliyle ürettiği eşya, bir bakıma kendisinden daha üstün konuma getirilmiştir.

Tüketimin teşvik edilmesiyle sürekli tüketen, ancak ahlaki ve kültürel zenginlikten yoksun, başkalarının ihtiyaçlarına ve yaşadığı dünyaya karşı duyarsız, saygısız tek yönlü insanlar oluşmuş ve oluşan bu insan tipi, mutluluğu tüketimde arar hale gelmiştir.

Komşun açken tok yatılmaz!

Bugün artık aşırı ve dengesiz tüketim sadece insani değerleri değil aynı zamanda gezegenimizin bütün kaynaklarını da yok etmekte, ormanların, toprağın, suyun ve havanın kirlenip yok olması tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Yaşadığımız toplumsal yozlaşma ve küresel çevre problemleri, insanoğlunun doymak bilmez tüketim toplumu olulmasının en vahim sonuçlarıdır.

Günümüzde istek, ihtiyaç ile karıştırılmakta ve çoğu zaman ihtiyaç kavramının yerine kullanılmaktadır. Oysa aslında bir insanın ihtiyaçları sınırlı, arzu ve istekleri sınırsızdır. Çünkü ihtiyaçlar hayati, istek ve arzular ise nefsin bir oyunudur. Bu nedenle İslam’ın ortaya koyduğu iktisat sisteminde toplumunun tüketim alanı, diğer ekonomik sistemlerin tüketim alanlarından kesin olarak ayırılmıştır.

İslam’ın öngördüğü toplumsal yapıda israf yasağı, nimeti koruma kaygısı, şükür, zekat ve infak gibi yaptırımların Müslümanların tüketim anlayışında belirleyici olması beklenir.

Tüketim toplumu ve İslami açıdan incelenmesi

Bir Müslümanın günlük hayatı ve meşru harcama alanları, zenginle fakiri hayat standardı bakımından birbirine yaklaştırır; içki, kumar, toplum ahlakını bozan eğlence anlayışı, israf yasağı ve yardımlaşma gibi prensipler, İslam toplumunda genel anlamda bir tüketim eşitliği oluşturur.  Dinimizde tüketim alanları Allah’ın emir ve yasaklarıyla tanzim edilmiştir. Meşru alanların dışında tüketim yasaklanmakta, meşru alanlarda da israf etmeme prensibi konulmuştur.

“Ey Ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 31. Ayet)

Kur’an-ı Kerim’de tasarruf ve tüketimden ayrı olarak, gelirin belirli bir kullanımına da işaret edilir ve bu Allah rızası için harcama olarak adlandırılır. Allah rızası için harcamak ise zorunlu veya iradi olabilir.

Tüketim toplumu olmaya inat; zekatın kıymeti!

Zekat, Allah rızası için mecburi harcamanın önemli bir kalemidir, iradi, yani zorunlu olmayan harcamanın sınırı ise kışının takvasına bağlanmıştır. İslam’ın tanımladığı insan modelinde kişinin sahip olduğu her hak, yalnızca kişisel gelişimi için değil, toplumsal gelişim anlamında da fayda sağlamalıdır. Müslüman insan, düşünüş, yaşayış, tutum ve davranışlarıyla, toplumun ve ülkesinin ekonomik ve sosyokültürel gelişimine doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunmakla yükümlüdür. Müslüman kişi, yalnızca kendi faydasını en üst düzeye çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun diğer bireylerinin de faydasını dikkate almakla mükelleftir.

İslam dini denge dini

sosyal ve iktisadi dengeleri sağlamak için infakı emrederken, israfı, lüksü ve gösteriş tüketimini de yasaklar. Yüce Allah Kur’an’da yiyip içmeye, güzel giyinmeye müsaade etmekte, israf etmeye ve gösteriş amaçlı tüketimde bulunmaya ise müsaade etmemektedir. Çünkü gösteriş tüketimi hem kişilerin, hem de toplumun sağlıklı gelişmesine engel olur. Dinimizce mal varlığına dayanan bir farklılık, şımarıklığın ve gösterişin sebebi olmamalıdır. Sadece iyi ve güzel iş yapanlar, diğerlerinden üstündür ve bunların sevinci sona ermeyecektir.

İçinde bulunduğumuz ve bize dayatılan tüketim anlayışının aksine İslami çerçevede Müslümanlar, dilediği ve istediği kadar sorumsuzca ve sınırsızca tüketim yapamaz. Zenginliğinin sadece kendi çalışması sonucu değil, aynı zamanda Allah’ın bir lütfu olduğunu bilerek ona bu zenginliği veren Allah’a karşı, servetini O’nun emrettiği biçimde kullanmalı, sosyal sorumluluklarını yerine getirmeli, asla gösteriş tüketimine yönelmemelidir. Tüketim ve harcamalarında yalnızca kendi mutluluğunu değil, başkalarının mutluluğunu da hesaba katıp ona göre hareket etmelidir.

İlgili makaleler
Görüş
Görüş 31-Ağu-2020
no-woman-photo-150x150
Ceren Yılmaz
Yazar

Şiddet, türü ne olursa olsun şüphesiz ki bir travmadır. Travmalar bireyi ruhsal ve bedensel olarak olumsuz yönde etkileyen ve çaresiz hissettiren olaylardır. Psikolojik veya fiziksel şiddetin etkileri ruhsal yapıyı derinden sarsar. Travmanın tipi ve şiddeti, bireyde yaratacağı etki üzerinde ne kadar önemli bir etkiye sahipse; kimin tarafından oluşturulduğu da o kadar önemlidir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 26-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

Allah’a iman, insanları başka hiçbir koşulda elde edemedikleri huzurlu ve mutlu bir yaşama kavuşturur. Mutluluğu ruha hissettiren Allah’tır ve Allah bu hissi yalnızca razı olduğu kullarına verir. Allah’ın rızasından uzak yaşayan birisi kendisini maddi sebepler kullanarak mutlu etmeye çalışabilir ve geçici bir süre için kendini mutlu hissettiğini de zannedebilir. Ancak bu kişi gerçekte bir aldanma içerisindedir.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 25-Ağu-2020
Ceren Yılmaz
Yazar

Tüp bebek (IVF) yöntemi, çocuk sahibi olamayan çiftlere uygulanan ve uzun süredir kullanılan bir yardımcı üreme tekniğidir. Günümüzde en çok tercih edilen kısırlık tedavilerinin başında “Tüp bebek” geliyor.

Devamı Devamı
Görüş
Görüş 20-Ağu-2020
Author
Ceren Yılmaz
Yazar

İslam’da zorluk ve kolaylık meselesi; inanç ve amel olmak üzere iki kısımdır. “Dinde zorlama yoktur. Doğruluk ile sapıklık birbirinden kesinlikle ayrılmıştır. Kim tağutu, azgınlığı reddederek Allah’a inanırsa kopması mümkün olmayan, sapa sağlam bir kulpa yapışmıştır. Hiç şüphesiz Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” (Bakara, 256. Ayet) buyrulmaktadır.

Devamı Devamı