SalamWebToday Haber Bülteni
Sign up to get weekly SalamWebToday articles!
Üzgünüz, şu nedenden dolayı hata oluştu:
Abone olarak, SalamWeb Şartları ve Gizlilik Politikası 'nı kabul etmiş olursunuz.
Haber bülteni yazıları

Tüketim Toplumu ve Ahlaki Boyutu

Toplum 10 Ağu 2020
tom-winckels-I7oLRdM9YIw-unsplash

Tüketim toplumu nedir? Küresel ekonomik sistemin dayatması sonucunda tüketim çok farklı bir anlam ve boyut kazanmış, insanlar giderek daha fazla tüketmeye adeta zorunlu hale getirilmiştir. İnsanlar gösteriş amaçlı tüketim yaptığı ölçüde değerli ve makbul olmuş; kendi eliyle ürettiği eşya, bir bakıma kendisinden daha üstün konuma getirilmiştir.

Tüketimin teşvik edilmesiyle sürekli tüketen, ancak ahlaki ve kültürel zenginlikten yoksun, başkalarının ihtiyaçlarına ve yaşadığı dünyaya karşı duyarsız, saygısız tek yönlü insanlar oluşmuş ve oluşan bu insan tipi, mutluluğu tüketimde arar hale gelmiştir.

Komşun açken tok yatılmaz!

Bugün artık aşırı ve dengesiz tüketim sadece insani değerleri değil aynı zamanda gezegenimizin bütün kaynaklarını da yok etmekte, ormanların, toprağın, suyun ve havanın kirlenip yok olması tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Yaşadığımız toplumsal yozlaşma ve küresel çevre problemleri, insanoğlunun doymak bilmez tüketim toplumu olulmasının en vahim sonuçlarıdır.

Günümüzde istek, ihtiyaç ile karıştırılmakta ve çoğu zaman ihtiyaç kavramının yerine kullanılmaktadır. Oysa aslında bir insanın ihtiyaçları sınırlı, arzu ve istekleri sınırsızdır. Çünkü ihtiyaçlar hayati, istek ve arzular ise nefsin bir oyunudur. Bu nedenle İslam’ın ortaya koyduğu iktisat sisteminde toplumunun tüketim alanı, diğer ekonomik sistemlerin tüketim alanlarından kesin olarak ayırılmıştır.

İslam’ın öngördüğü toplumsal yapıda israf yasağı, nimeti koruma kaygısı, şükür, zekat ve infak gibi yaptırımların Müslümanların tüketim anlayışında belirleyici olması beklenir.

Tüketim toplumu ve İslami açıdan incelenmesi

Bir Müslümanın günlük hayatı ve meşru harcama alanları, zenginle fakiri hayat standardı bakımından birbirine yaklaştırır; içki, kumar, toplum ahlakını bozan eğlence anlayışı, israf yasağı ve yardımlaşma gibi prensipler, İslam toplumunda genel anlamda bir tüketim eşitliği oluşturur.  Dinimizde tüketim alanları Allah’ın emir ve yasaklarıyla tanzim edilmiştir. Meşru alanların dışında tüketim yasaklanmakta, meşru alanlarda da israf etmeme prensibi konulmuştur.

“Ey Ademoğulları! Tüm mescitlerde süslü, güzel giysilerinizi kuşanın. Yiyin, için fakat israf etmeyin. Allah israf edenleri sevmez.” (Araf, 31. Ayet)

Kur’an-ı Kerim’de tasarruf ve tüketimden ayrı olarak, gelirin belirli bir kullanımına da işaret edilir ve bu Allah rızası için harcama olarak adlandırılır. Allah rızası için harcamak ise zorunlu veya iradi olabilir.

Tüketim toplumu olmaya inat; zekatın kıymeti!

Zekat, Allah rızası için mecburi harcamanın önemli bir kalemidir, iradi, yani zorunlu olmayan harcamanın sınırı ise kışının takvasına bağlanmıştır. İslam’ın tanımladığı insan modelinde kişinin sahip olduğu her hak, yalnızca kişisel gelişimi için değil, toplumsal gelişim anlamında da fayda sağlamalıdır. Müslüman insan, düşünüş, yaşayış, tutum ve davranışlarıyla, toplumun ve ülkesinin ekonomik ve sosyokültürel gelişimine doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunmakla yükümlüdür. Müslüman kişi, yalnızca kendi faydasını en üst düzeye çıkarmakla kalmaz, aynı zamanda toplumun diğer bireylerinin de faydasını dikkate almakla mükelleftir.

İslam dini denge dini

sosyal ve iktisadi dengeleri sağlamak için infakı emrederken, israfı, lüksü ve gösteriş tüketimini de yasaklar. Yüce Allah Kur’an’da yiyip içmeye, güzel giyinmeye müsaade etmekte, israf etmeye ve gösteriş amaçlı tüketimde bulunmaya ise müsaade etmemektedir. Çünkü gösteriş tüketimi hem kişilerin, hem de toplumun sağlıklı gelişmesine engel olur. Dinimizce mal varlığına dayanan bir farklılık, şımarıklığın ve gösterişin sebebi olmamalıdır. Sadece iyi ve güzel iş yapanlar, diğerlerinden üstündür ve bunların sevinci sona ermeyecektir.

İçinde bulunduğumuz ve bize dayatılan tüketim anlayışının aksine İslami çerçevede Müslümanlar, dilediği ve istediği kadar sorumsuzca ve sınırsızca tüketim yapamaz. Zenginliğinin sadece kendi çalışması sonucu değil, aynı zamanda Allah’ın bir lütfu olduğunu bilerek ona bu zenginliği veren Allah’a karşı, servetini O’nun emrettiği biçimde kullanmalı, sosyal sorumluluklarını yerine getirmeli, asla gösteriş tüketimine yönelmemelidir. Tüketim ve harcamalarında yalnızca kendi mutluluğunu değil, başkalarının mutluluğunu da hesaba katıp ona göre hareket etmelidir.