Türkiye’den Çıkan Deha: Aziz Sancar

ID 112276130 © Funda Keskin Ünlü | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 112276130 © Funda Keskin Ünlü | Dreamstime.com

Mardin doğumlu Aziz Sancar bilim dalında 2016 yılında Nobel Ödülü alan ilk Türk oldu. Bugünün gençleri için bir umut sembolü olan bilim insanı, çalışmanın önemini tüm dünyaya kanıtladı. Kuzey Carolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü’nde ders veren profesör, üniversiteyi İstanbul Tıp Fakültesinde bitirdikten sonra Amerika’ya doktora yapmaya gitti.

Değerli bilim insanı Aziz Sancar, Amerika’ya gitmeden önce Mardin’in Savur ilçesinde iki yıl boyunca sağlık ocağında çalıştı. Ülkesine duyduğu sevgi ve bağlılığı her zaman dile getiren profesör, dünya çapında adını duyurduktan sonra da örnek bir davranışta bulunarak, özellikle kız çocuklarının bilime ilgi duymasını destekleyen bir projenin mimarı oldu. Bu projenin adı Girls in STEM’di. Gençlerle olmaktan, onların sorularını yanıtlamaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Aziz Sancar, gençlerin bilime ilgisini gördükçe yaşadığı sevinci tarif edemediğini de söylüyor.

Aziz Sancar’ı Nobel ödülüne götüren başarısı neydi? Doktorasını yaptıktan sonra Caude Rupert laboratuvarına katıldı. Burada danışmanı Claud Rupert ile fotoliyaz olarak adlandırılan bir geni klonlamış ve genetik mühendisliği ile bakterilerde çok yüksek oranlarda çoğalttı. Bu durum ultraviyole ışıkları ile zarar görmüş DNA’nın onarılmasını sağladı. Bu bilim dünyasında büyük bir buluş oldu. Bu buluşun anlamı şuydu; DNA’larda doğru şekilde kullanılabilirse kanser gibi DNA tabanlı hastalıklarda iyileşme sağlayabilirdi. Buluşu daha detaylı sorulduğunda: “Benim aldığım ödül bakterilerde ve insanlarda DNA’larda onarımın nasıl olduğu ile ilgiliydi. Çalışırken aklımıza şu soru geldi “Bitkilerde onarım nasıl oluyor?” Laboratuvarımda çalışan üç Türk öğrenci bu sorunun cevabını araştırıp yanıtladı. Üç hafta önce bunu yayınladık. Bakterilerde, insanlarda ve bitkilerde DNA onarımının nasıl olduğunun cevabını Türkler vermiş oldu. Bu ders kitaplarına geçecek.”

Aziz Sancar Nobel Ödülü aldıktan sonra Türkiye’den olduğu kadar Kazakistan, Kosova’dan özel tebrikler aldı. Kazakistan ona Türk Dünyası Akademisi madalyasını sundu. Bilim adamı bu ödülle birlikte tüm Türk dünyasına karşı sorumlu olduğunu anladığını söylüyor.

Aziz Sancar’ın bu büyük başarısı uzun yıllar disiplinli çalışmasının sonucu. Onun için başarı ve çalışmak her zaman hayatının birinci kuralı oluyor. O Laboratuvarından çıkmayan hayatını bilime adamış bir kişilik. Ona çalışma disiplini sorulduğunda “Ben ne yaparsan birinci olmak isterim. Çöp toplasam çöp toplamada birinci olmak isterim. Benim Amerika’ya gidişim bilim alanında o dönem Türkiye’de yüksek kalitede bilim yapamayacak olmamdı. En iyisini yapmak için Amerika’ya gittim.” diyor.

Aziz Sancar annesi ve babasının okuma ve yazma bilmeyen insanlar olmalarına rağmen ona çok iyi rol modeller olduğunu da söylüyor. Annesi akıllı bir kadınmış onu ve yedi kardeşini okutmak için her şeyi yapmış. Babası ise bulundukları ortama göre farklı davranarak kahvede vakit geçiren bir insan olmamış ve boş oturmasına hiç izin vermemiş.

Başarısını neye bağladığını sorduğumuzda bunun cevabını maneviyatının kuvvetli olmasına bağlıyor. Hayata manevi duygularla bağlı kişilerin inandıkları yolda yürümekte daha istikrarlı olduklarını söylüyor: “Ben Müslümanım ve Allah’a inanıyorum.” diyen Aziz Sancar, Allah’a olan kuvvetli inancını her fırsatta dile getiriyor.

Kendisi gibi profesör olan eşi Given Sancar ile birlikte Aziz – Given Sancar Vakfı’nı kuran Aziz Sancar geleceğin bilim insanlarını yetiştirmeyi amaçlıyor. Nobel Ödülü’nden sonra Prof. Dr. Aziz Sancar’a ev yaşamında neyin değiştiği sorulunca evdeki durumu esprili bir şekilde özetliyor; “Evde eşim ‘Çöpü çıkarı mısın?’ dedi, ben de ‘Nobel aldım çıkarmam.’ dedim. O da ‘Sen yine de çıkar.’ deyince onu dinledim. Evde eşimin sözü geçer.”

Halen Amerika’da yaşamaya devam eden Aziz Sancar Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne kabul edilen üç Türk’ten biri oldu.

 

Düşüncelerini paylaşmak ister misin?

Bizimle iletişime geç!