Ümitsizlik hastalığı nedir?

Psikoloji Contributor
ümitsizlik hastalığı
Alex Alvarez-Unsplash

Zaman zaman her insan gelecekten beklenti duymayarak ümitsizlik hastalığı ile baş etmek zorunda kalabilir. Böyle zamanlarda karamsar hissetmek ve her şeyin kötüye gideceğini düşünmek normaldir. Ancak ümidin kesilmemesi, Allah’tan yardım istenmesi, bu durumun psikolojik bir rahatsızlığa dönüşmemesi için çabalanması gerekir.

Psikolojik anlamda ümitsizlik nedir?

Geleceğe olan güvenin kaybedilmesi psikolojik anlamda ümitsizlik olarak kabul edilir. Kişinin iş, aile, sosyal yaşamlarından tamamen kopmasına kadar ilerleyen bir durumdur. Ümidini kaybeden kişilerde görülen belirtiler, bazı ruhsal hastalıkların habercisi olabilir.

Umutsuz hissetme durumu, psikolojide önemli bir yere sahiptir. Bireylerin yaşam standartlarını düşürerek çeşitli zorluklarla baş etmesini zorlaştırır. Olaylar karşısında olumlu beklentilere sahip olunmamasına neden olur. Bu durumlarda uzman kişilerden yardım alınması gerekir.

Ümitsizlik durumu, kişi hangi zorluklarla karşılaşırsa karşılaşsın mutlaka tedavi edilmelidir. Kötümser yaklaşımlar içinde bulunmak bireylerin yaşamını değiştirecek fırsatları kaçırmasına neden olur. Sorunlar karşısında çözümsel tavır sergilenmesini engelleyerek sorunları büyütebilir.

İslam’da ümitsizlik hastalığı nedir?

Allah’tan yardım gelmeyeceğini düşünme, zorluklara karşı boyun eğme durumu İslam’da ümitsizlik anlamına gelir. Müminler, zaman zaman karşılaştıkları imtihanları başarıyla tamamlayamayacağını düşünür. Bu durum, Allah’tan ümidin kesilmesine, ümitsizlik hastalığı ile yaşamaya neden olur.

Ümidin kesilmesi, İslami terimlerde yeis olarak geçer. Ancak yeis, Kur’an-ı Kerim’de insanların uğramaması gereken bir liman olarak gösterilir. Allah, her daim kullarıyla beraber olduğunu, ümidin kesilmemesi gerektiğini buyurur. Peygamberler de yaşadıkları zorluklarda daima Allah’ın yardımını istemişlerdir. Kur’an-ı Kerim’de ümitsizlik hakkında şöyle buyrulur:

“Ey oğullarım! Gidin de Yusuf’u ve kardeşini iyice araştırın, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü inkâr edenlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez!” (Yunus, 12/87)

Bu bağlamda, ümidin kesilmesi kişiye manevi anlamda büyük zararlar verir. Ahiret yaşamında cennete gidebilmesine engel teşkil edebilir.

Müslümanlar, içinde bulundukları durumlarda ümitsizliğe kapılmamak adına peygamberleri örnek almalıdır. En büyük imtihanlarla karşılaşan peygamberler hiçbir an ümitlerini yitirmemişlerdir. Allah’ın yardımının ve rahmetinin geleceğini bilerek hareket etmişlerdir.

Bazı peygamberlerin yaşamı Kur’an-ı Kerim’de yer alır. Ayetlerde peygamberlerin zaman zaman sağlık, aile, dost, maddi zorluk, toplumdan dışlanma gibi sorunlar yaşadığı buyrulur. Ancak hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadıkları, Allah’ın yolundan ayrılmadıkları gösterilir.

Allah’tan ümidi kesmek, kişiye ne gibi zararlar verir?

Umutsuzluğa kapılmak ilk olarak kişinin ruh sağlığına zarar verir. Hareket etmek istememek, uyku problemleri yaşamak, kötümser düşünmek bu durumun belirtileri arasındadır. İştahsızlık, fazla kilo alımı, başarısızlık, asosyallik, tembellik gibi etkenlerle karşı karşıya kalınmasını sağlar.

Ümidin kesilmesi, Allah’ın rahmetinin kişiye ulaşmayacağını düşünmektir. Ancak Allah’ın kudreti öyle fazladır ki istediği her durumu değiştirebilir. Allah’tan ümidi kesmek, Allah’ın gücünü yok saymak anlamına gelir. Kişinin ibadetlerine ve imanına zarar veren bu durum, günah işlenmesine neden olur.

İman eden, tüm kalbiyle Allah’a inanan müminlerin ümidini kaybetmesi yakışık almaz. Büyük günahlar arasında bulunan bu durumda kişinin tövbe etmesi, Allah’ın yardımını alacağına inanması gerekir. Dua etmek, ibadetleri tamamlamak, kişiye güzel ameller kazandıracak iyiliklerle meşgul olmak gerekir.

İnsana ümitsizliği veren şeytanın vesvesesi olabilir. Şeytan, kişinin çaresiz anlarını yakalayarak Allah’la kulun arasını açmaya çalışır. Sevgi ve dostluk bağlarını kopararak yerine umutsuzluğu koyar. İnsana dünyada yalnız olduğunu, kendisine asla yardım gelmeyeceğini, hayatının hep kötüye gideceğini düşündürür. Ancak gerçekten iman eden kimseler bu durumdan kurtularak şeytanın vesveselerine yenik düşmemiş olur.

YAZI: İPEK ATACAN