Ünlü Yazar Şef Ömür Akkor’un Gözünden 7. Yüzyıl Sonrası İslam Mutfağının Gelişimi ve Özellikleri

Photo 119963690 © Svitlana Tereshchenko - Dreamstime.com

İslam inancının temelinde yer alan helal ve haram kavramları yalnızca maneviyatta değil aynı zamanda yemek konusunda da bazı sınırlara sahiptir. Bu sebeple de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed döneminden başlayarak yeni bir lezzet alanı, yani İslam mutfağı geleneği başlamıştır.

Şef Ömür Akkor, hadislerden de esinlenerek Selçuklu Mutfağı isimli yemek kitabını kaleme alınır. Dünyanın en iyi mutfak tarihi çalışması olarak görülen bu kitaba çeşitli ödüller de verilir. Kitap içerisindeyse ağırlıklı olarak 7 ile 12. yüzyıl yemek alışkanlıklarına dair bilgiler paylaşılır. Bunlar arasında en dikkat çekicileri ise; tabak kültürü, günlük öğün alışkanlıkları ve yemek tarifleridir.

Tabak kültürü ve İslam mutfağı: Sofrada; kaşık, çatal ve tabağın bulunması çok eski tarihlere dayanmaktadır. Yemek sırasında tabağın kişiye en yakın bölümünden, yani kendi önünden yenmesi de Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in sünnetleri arasında yer alır.

Özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemi yeme içme adabı incelendiğinde, sofra takımlarının büyük bir işçilikle yapıldığı görülür. Kitap içerisinde de bu işçiliklerin örneği sayılabilecek bazı fotoğraflara ve resimlere yer verilmiştir.

Günlük öğün alışkanlıkları: Günümüzde diyetlere artan ilgiyle beraber, kaç öğün yemek yemenin sağlıklı olduğu yönünde türlü araştırmalar yapılmaktadır. Buna göre ağırlıklı olarak 3 ana, 3 de ara öğünden oluşan diyetlerin, daha fazla tavsiye edildiği görülür.

Şef Akkor’un kaleminden aktarıldığı üzere, 7 ve 12. yüzyıl arasındaki yeme alışkanlığının günde 2 öğün olduğuna dikkat çekilir. Bu noktada yalnızca 2 öğün yemek yiyen bir vücutta, mideye dinlenmesi için vakit verildiği bilgisi de eklenir. Ramazan orucunun da mideyi dinlendirdiği göz önüne alınırsa, günde 2 öğün beslenmenin bununla benzerlik gösterdiği yorumuna varılabilir.

Farklı yemek tarifleriyle İslam mutfağı: Selçuklu Mutfağı kitabında, hadisler kaynak gösterilerek oluşturulmuş pek çok yemek tarifi var. Bunlar arasından bir kısmının ise ne yazık ki günümüzde bir karşılığı bulunmuyor. Örneğin, Hz. Muhammed’in turunç yemeğini işaret ettiği bir hadisi şerif var. Ancak günümüzde böyle bir yiyeceğe rastlanmıyor.

Türk mutfağı ve genel yeme alışkanlıkları: İslam mutfağı için dünyanın önde gelen örneklerinden biri de Türk mutfağıdır. Bu mutfağın temelleri Orta Asya göçebe yaşamından sürdürülen et ve süt ürünleri ile atılmıştır. Bundan sonra da farklı kültürlerin yemek özellikleriyle birleşmiş ve günümüzdeki noktaya ulaşmıştır.

Geleneksel Türk mutfağını İslamiyet’ten önce İslamiyet’ten sonra olmak üzere ikiye ayırmak mümkündür. İslamiyet sonrasında mutfak kültüründe haram ve helal ayrımı yapılmaya başlanmıştır. Bunun bir doğal bir neticesi olarak da dinimizde haram kabul edilen yiyecek ve içecekler sofralardan uzaklaştırılmıştır.

Türk mutfağının en belirgin özellikleri nelerdir? Türk mutfağı, kendine özgü ve sayısız yemek çeşidine sahiptir. Bu çeşitler arasında; çorba, etli ve sulu yemek, zeytinyağlı yemek, kızartma, tatlı ve türlü içecekler yer alır. Bu mutfağın aynı zamanda belirgin bazı özellikleri de vardır.

Ekmek, Türk mutfağının olmazsa olmaz bir parçası kabul edilir. Bunun yanında en fazla tüketilen besinlerse kebap ve hamur işleri olarak kabul edilir. Sebze yemek özünde ise genelde salça ve soğan bulunur. Zeytinyağlıların kıyı şeridinde, et ve köftelerin ise Anadolu bölümünde ağırlıklı tüketildiği kabul edilir.

Türk mutfağında yemeğe verilen değer; tatlı, içecek ve baharatlara da verilir. Bu bağlamda, yemek içerisinde en fazla atılan baharat kırmızı biber ve tuzdur. Zaten yemek esnasında tuz kullanımı bazı dini kaynaklarda da tavsiye edilmektedir.