Vasiyet ve miras İslam’da nasıldır?

İslam 24 Ara 2020 Contributor
aaron-andrew-ang-jXMGrVYHpK0-unsplash
Aaron Andrew Ang-Unsplash

Dinimizde hadislerde de sıklıkla işlenen konulardan biri islamda vasiyet ve miras şeklindedir. Bu bağlamda, hukuki bir terim olan vasiyet dini bakımdan da meşru tanınan bir iştir. Bazı şartlara bağlı olmak kadıyla İslam inancında insanlara vasiyet ve miras hakkı tanındığı görülür.

Dinimizde vasiyet ve miras hangi anlamlarda kullanılır?

Literatür kaynakları incelendiğinde İslam’da vasiyet ve miras kavramının iki farklı anlamda kullanıldığı görülür. Bu bağlamda, kişinin şahsına ait malları öldükten sonra bağışlaması vasiyetin ilk manasıdır. Burada bahsi geçen bağışlama eylemi bir kuruma olabileceği gibi bir şahsa da olabilir.

Bağışlama anlamı dışında vasiyet, yaşı küçük çocukların mali işlerini yürütmekle yetkili birinin seçilmesidir. Buna hukukta “vasi tayin etmek” de denir. Kur’an-ı Kerim’in miras konusunda vasileri sıklıkla uyardığını görmek mümkündür.

İslam’da hukuku nasıl işlenmiştir?

Mirasın hukuksal anlamı, ölen bir kimseden geride duran yakınlarına kalan mal ve hak şeklindedir. İslam hukukunda mirasçı olabilmek yalnızca kan akrabalığına ve evlilik bağına dayanır. Bu bakımdan mirasçılar kendileri için belirtilen oranda mal almak için hak sahibi olurlar. Dinimizde miras açısından pay verilirken, kişinin aile içerisinde aldığı sorumluk da gözetilmiştir.

Kur’an-ı Kerim ayetlerinden bir kısmında miras ve miras hakkına yer verildiği görülür. Bu ayetler içerisinde sıklıkla tekrarlanan konuların başındaysa yetim hakkı yer alır. Burada yetime vasilik yapan kişinin nasıl davranması gerektiği açıkça belirtilir.

Konuyla ilgili bir ayeti kerimede, “Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş dolduruyorlar. Zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.” (Nisa Suresi 10. Ayet) buyrulur. Buradan da anlaşılacağı üzere miras ve yetim hakkı, İslam’da son derece önem verilen konulardır.

İslam inancında şartları nelerdir?

İslami açıdan ele alındığında bir vasiyetin geçerli olabilmesi için türlü şartları sağlaması gerekir. Bu şartlar; vasiyet bırakan kişi, vasiyet bırakılan kimse ve vasiyete konu olan mallara göre üçe ayrılır. Buna göre vasiyet bırakan kişinin akıl sağlığı yerinde olmalıdır. Sarhoşlukla alakalı farklı yorumlar bulunsa da sarhoş kişinin vasiyetinin geçerli olmadığı yönündeki yorumlar ağırlıktadır.

Akli denge dışında vasiyet sahibinde bulunması gereken şartlarsa, vasiyetin hür şekilde bırakılması ve kişinin kendine ait malları vasiyet bırakması yönündedir. Vasiyet bırakılan kişide aranan şartları da şu şekilde sıralamak mümkündür: Vasiyet bırakılan kişinin kim olduğu belli olmalıdır, bu kimse vasiyet bırakan şahsın mirasçılarından veya vasiyet sahibini öldüren kimse olmamalıdır. Buna göre, varise vasiyet bırakmak dinen caiz değildir.

Vasiyet konusunda kişiler dışında mallara da konan bazı şartlar vardır. Buna göre malın taşınabilir ya da taşınmaz olması şartlarda değişikliğe sebep vermez. Vasiyet olarak mal, mülk dışında hak ve menfaat bırakılması da mümkündür. Vasiyet bırakılan malda aranan bir diğer şartta Müslüman için haram olan bir içeriğe sahip olmamasıdır. Bu bağlamda, şarap ya da domuz gibi dinen hoş karşılanmayan şeylerin vasiyet edilmesi de caiz değildir.

Sonuç olarak İslam hukukunda vasiyet ve miras kavramlarına yer verildiği görülmektedir. Vasiyet konusunda İslam alimlerinin birbirinden farklı yorumları vardır. Bu bakımdan vasiyet kimi alimler tarafından bağlayıcı kimileri tarafındansa bağlayıcı olmayan bir akit olarak kabul edilir. Vasiyet bırakan kimsenin, ölmeden önce, vasiyetinden vazgeçmesi konusundaysa bir kısıtlamaya yer verilmez. Ancak miras konusu vasiyetten ayrı olarak kesin kurallarla belirtilmiş durumdadır.