Yapılan iyiliğe karşılık beklememek samimiyeti!

Toplum Contributor
Ahlak
yapılan iyiliğe karşılık beklememek
Element5 Digital-Unsplash

Birine iyilik yaptığımız zaman bu yapılan iyiliğe karşılık beklememek neden çok önemlidir? Nankörlük olarak gördüğümüz davranışların tamamı da bu yaftalamayı hak etmiyor olabilir! Çünkü belki de iyilik yaptığımız kişi bizim ondan çok fazla bu iş için sitayiş beklediğimizden rahatsız olmuştur. Bu nedenle sadece çok teşekkür etmekle yetinir. Bu durum da bazen nankörlük olarak yanlış bir şekilde anlaşılabilir.

Yapılan iyiliğe karşılık beklememek ile ilgili ayet var mı?

Kesinlikle evet! İslam dini her zaman insanı iyiliğe, doğruya ve güzele yönlendirir. İyilik yapma adabı ile de ilgili kuşkusuz birtakım emirleri buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde buyrulmuştur:

“Allah’a olan sevgileri için veya mala olan sevgilerine rağmen yemeklerini yoksula, yetime ve tutsağa verirler, onları doyururlardı. Ve kendi kendilerine konuşurlardı: ‘Biz sizi yalnız Allah rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan Suresi, 8 ve 9. Ayetler)

Bu ayetlerden ve kıymetli İslam felsefesinden de anlayacağımız üzere yapılan iyiliğe karşılık beklememek çok büyük önem taşır. Hatta öyle ki bir mümin olarak iyilik yapabilmenin verdiği huzuru bize tattırdıkları için o kişilere bizlerin teşekkür etmesi gerekir!

Hassas, görgülü olmak neden önemli?

Çünkü insanın yaşama gayesi Allah’a ibadetten ibarettir. Yüce Allah’ın rızasını kazanabilmek geçici dünya hayatının başlıca amacıdır. İnsanoğlu yalnız yaşamaya programlanmamıştır. Kendisinden olduğu kadar ailesi ve çevresine de birtakım sorumlulukları vardır.

Bir mümin, etrafındakilere karşı her zaman duyarlı olmak durumundadır. Maddi ve manevi olarak kendisine ihtiyaç duyulduğu zamanlarda o kişilere yardım edebilmek önemlidir.

Yüce Allah’ın bize verdiği nimetler, meziyetler, onun emanetidir. Bizler, çevremizdekilere iyilik yaparak sadece vesile olmuş oluruz. Çünkü unutulmamalıdır ki iyiliğin asıl ve mutlak sahibi daima Cenabı Hakk’tır.

İyilik ne zaman günah sayılır?

İyilik etmek ve günaha girmek kavramları birbiriyle zıt anlamlar taşır gibi görünseler de bazı durumlara bir mümin, iyilik yaptığını zanneder ancak, üslubundan dolayı günaha girebilir. Nasıl mı? Diyelim ki varlıklı birisiniz ve bir tanıdığınızın, dostunuzun ya da akrabanızın paraya çok ihtiyacı olduğunu öğrendiniz ve hemen destek olup, o kişiye ihtiyacı olan parayı verdiniz. Bu iyiliğiniz tabii ki takdire şayan bir davranıştır. Ancak belki o kişi bunun bilinmesinden utanıyor, gururunun incineceğini düşünüyor olabilir. Siz de bu iyiliği ulu orta yerde, üstelik alaycı bir ses tonuyla anlatırsanız işte o zaman -Tabii günahı, sevabın takdiri her zaman Yüce Rabbimiz’e aittir ama- günaha girmiş olabilirsiniz.

Yaptığınız iyilikler sayesinde kazandığınız onca sevap, iyilik yaptığınız kişinin gururunun incinmesi, başa kakmanız nedeniyle boşa gitmiş olabilir. Sizin yaptığınız iyiliklerin, etrafınıza verdiğiniz mükafatların başkaları tarafından bilinmesine gerek yok ki! Az önce belirttiğimiz takdire şayan deyimi gerçekten başkalarının takdirine kalmamalı! Öyle ki iyilik yaptığınız kişiden bile bir karşılık beklememelisiniz.

Neticede tüm güzellikleri, iyi davranışları, insanlarla yardımlaşmayı Cenabı Hakk daima görür ve bilir. Şüphesiz O, her şeyin yaratıcısı ve sahibidir. Dolayısıyla Allah biliyor; kula ne hacet? Allah rızası için kalpten gelerek, en ufak bir karşılık beklemeden yapılan iyilik; asıl iyiliktir.

Tabiri caizse yedi mahalleye davullarla zurnalarla yapılan iyiliğin ilan edilmesi çok yanlış bir harekettir. Bu, hem iyilik yaptığınız kişinin onuruna dokunur hem de görgüsüz bir hareket addedilir. Hakk yolunda ölçülü davranışlarla, kalbinde iyilik, merhamet taşıyan bir mümin, iyiliklerinin karşılığını yaptığı kişiden beklememelidir. Ancak o zaman Allah’ın sevdiği kullar sınıfına girebilme şansına nail olabiliriz.

YAZI: ŞEBNEM CENGİZALP 

 

 

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.