Yapılan İyiliğin Bir Adabı Olmalı

ID 95119282 © Leo Lintang | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 95119282 © Leo Lintang | Dreamstime.com

İslam sevgi, saygı, dayanışma, fedakarlık ve yardımlaşma dinidir. İslam dininin temeli bu esaslara dayanır. Toplumun huzuru ve refahı bu duygu ve davranışların var olmasıyla sağlanır. Toplumun birlik ve beraberlik içinde yaşaması ve bir toplum olgusunun oluşması için bu manevi değerlere ihtiyaç vardır.

Gönül birliği yapan toplumlar, toplum olma özelliğini kazanırlar. Müslümanlık, kardeşlik ve dayanışma dinidir. Kardeşin kardeşe görevi ise sevgi-saygı göstermek, iyilik etmek, derdine derman olmak, yardım ve dayanışma içinde olmaktır.

Toplumda birlik ve beraberliğin sağlanması, maddi ve manevi yardımlaşmayla olur. Dinimizde yoksula yapılan yardımın önemi çok büyüktür. Öyle ki İslam’ın beş şartından birisi de zekat vermektir. Belirli şartları yerine getirmiş olan zenginin, edindiği mallardan bir kısmını yoksula vermesi zorunludur.

Yoksullara yardım edilen toplumlarda sevgi ve saygı bağları güçlenir, merhamet ve minnet duygusu gelişir, dayanışma bilinci kuvvetlenir, birlik ve beraberlikle yalnızlık duygusu azalır. Yardım yapanın da rızkı bollaşır maneviyatı güzelleşir çünkü Allah yardım eden kullarına mutlaka onun mükafatını verir:

“De ki: ‘Şüphesiz benim Rabb’im, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, Allah, yerine bir başkasını verir; Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe Suresi, 39. Ayet)

“Kim kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da o kimsenin ihtiyacını giderir.” (Tirmizi, Hudud, 3).

Sadaka vermenin veya iyilik etmenin de belirli usulü, adabı vardır. Sadaka veren kişi karşılık beklemeden bunu gönülden istemeli ve Allah rızası için sadakasını vermelidir. Sadakayı verirken; ihtiyaç sahibinin zor durumda olduğunu göz önünde bulundurarak onu incitmeden, hassasiyetle, gösterişsiz ve başa kakmayacak şekilde yardım etmeye dikkat edilmelidir; ayrıca verilen malın veya eşyanın düzgün ve temiz olması önemlidir.

Yoksula yapılan giyecek ve eşya yardımı asla bizim giymeyeceğimiz veya kullanamayacağımız şekilde olmamalıdır. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de şu ayetle belirtilmiştir:

“(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara Suresi, 273. Ayet).

Sadaka vermeyi sadece maddiyatla bağdaştırmak da doğru değildir nitekim Peygamber Efendimiz şu hadisinde bunu en güzel şekliyle izah etmiştir:

“Sübhanallah demek bir sadakadır. Elhamdülillah demek bir sadakadır. La ilahe illallah demek bir sadakadır. Allahü ekber demek bir sadakadır. İyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak bir sadakadır. İnsanın kılacağı iki rekat kuşluk namazı ise, bütün bunlara bedeldir.” (Müslim, Müsafirin 84).

Manevi yardımlaşmada Müslüman’ın görevi iyilik yapmak, karşındakinin iyiliğini istemek ve kötü olandan onu korumaktır. İyi olmak yeterli değildir Müslüman kişinin karsındakine mutlaka bir hayır dokunmalıdır.

Allah Teala şöyle buyuruyor: “İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran Suresi, 104. Ayet).

“Siz insanlık için meydana çıkmamış en hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkorsunuz ve Allah’a imanınızda devam edersiniz.” (Ali İmran Suresi, 110. Ayet).

Dini bayramlarımız yardımlaşmamız için bize vesile edilmiş güzel günlerdir. Ramazan’da yoksulun karnını doyurmak, sofranda bir tabak da ona ayırmak ya da Kurban Bayramı’nda kestiğin kurbanını paylaşmak yardımlaşmanın en güzel örneklerindendir. Sadece bayramlarda değil bütün mübarek gece ve günlerde birbirimizi arayarak selamlaşmak, hayır dua istemek, gönül almak da bir sadaka vermek ve sevap işlemektir.

Yardımlaşma ve dayanışmanın az olduğu toplumlarda bireysellik ön plana çıkar ve bireyin karşılaştığı zorluklarla mücadele etme gücünü düşürür. Allah’ın yaratmış olduğu bu evrende ortak bir hayatı paylaşıyoruz ve hepimiz birbirimizden farklı şartlarda yaşıyoruz.

Şartlarımızı değiştirmek, istediğimiz hayatı yaşamak kimimiz için mümkünken kimimiz için mümkün olamıyor maalesef. İşte böyle durumlarda şartları bakımından bizden zayıf olana yardım etmek ve dayanışma içinde olmak bireylerin yalnızlığını yok eder ve güven içerisinde yaşamasını sağlar. Toplum huzuru sağlanmış olur.