Yaratılışa Hayranlığın Bilimi; Biyomimetik

ID 128824514 © Oleg Korzh | Dreamstime.com
Fotoğraf: ID 128824514 © Oleg Korzh | Dreamstime.com

Modernleştikçe doğadan uzaklaştığımızı düşünsek de aslında hala doğa ile iç içeyiz. Onu etkiliyoruz, ondan etkileniyoruz. Kabul etmek zorundayız ki o bizlerden çok üstün ve ortaya koyduğu çözümlerden bazılarına yetecek teknolojimiz hala yok. Doğa hayatın devam etmesi için elbet bir yolunu buluyor, bilim ise onu taklit etmenin yolunu hızla geliştiriyor. Günümüzde en çarpıcı, etkili ve verimli tasarımların ilhamını doğadan aldığı yadsınamaz bir gerçek. Bilim ve teknolojinin doğadan öğrenecek çok şeyinin olduğu uzun yıllardır bilinen ve çağımızda giderek daha çok örneğini gördüğümüz bir konu. Çünkü doğa insandan çok daha yaratıcı çözümlere sahip.

‘Biyomimetik’ kavramı, bio (yaşam) ve mimetik (taklit) sözcüklerinin birleşmesinden oluşuyor. 1950’li yıllarda bilim adamları, biyolojiye dair fikir ve bulguların teknolojik ilerlemede kullanılabileceğini öngörmüştü. Bu anlayışa göre doğadaki model, sistem ve elementler karmaşık yaşamsal sorunları çözmede son derece verimli olarak kullanılabilirdi. Organizmaların kendi içerisindeki eşsizliği ile canlıların bulundukları ortama uyum sağlamadaki muazzam başarısı bilim ve teknolojiye yön verebilirdi. Öyle de oldu. Dikkatlerini doğaya çeviren sanatçılar, mimarlar, mühendisler ve bilim adamları biyomimetiği çeşitli yöntemlerle uygulayarak çok başarılı sonuçlara ulaştı. İnsanın doğaya hayranlığı bu muhteşem ipuçları ile birlikte her geçen gün daha üst noktalara taşındı.

Biyomimetiğin ana teması; doğadan model, ölçü ve akıl olarak öğrenecek çok şeyimiz olduğudur. Araştırmacıların ortak noktası, doğadaki tasarıma saygı göstermeleri, tasarımın inceliklerini detaylı olarak araştırmaları ve insanların karşılaştıkları problemlerin çözümünde bunları kullanarak ilham almalarıdır. Yaratılış gerçekten en mükemmel şekilde oluşmuştur. Doğa insanlar için akıl hocası, fikir kaynağıdır.

Doğadaki tasarımların olağanüstülüğünün ve bunların taklidinin insanlar için fayda sağlayacağının anlaşılması, doğal mekanizmaların moleküler ve çok küçük seviyede incelenmesiyle daha da üst noktaya taşınmıştır. Çünkü doğadaki kusursuz düzen, detaya inildikçe çok daha şaşırtıcı boyut kazanmaktadır. Yeni solar hücreler, gelişmiş robotlar, uçak teknolojisi ve uzay gemilerinin malzemeleri, nanoteknolojik ürünler gibi biyomimetik ile ortaya çıkan malzeme ve aletler geleceğe yön verecek niteliktedir.

Biyomimetikle elde edilen teknolojiye verilebilecek en güzel örneklerden birisi, mürekkep balığının sahip olduğu anatominin taklit edilerek üretilen jet motoru olabilir. Mürekkep balığında cep benzeri iki açıklık bulunur. Bu açıklıklardan alınan su, kuvvetli kaslardan oluşan esnek bir torbaya alınır. Torbada arkaya doğru açılan kanaldan kasların kasılmasıyla kesedeki su büyük hızla kanaldan atılır ve düşmanlardan kaçabilmek için 32 kilometreye varan hıza ulaşabilir. Bu özellik uygulanarak üretilen bir jet motoru bir ucundan havayı emerken diğer ucundan büyük bir hızla dışarı bırakır. Motorlarının egzozlarından yüksek hızla çıkan hava özel kanallar aracılığıyla yere doğru püskürtülür. Bu özellik sayesinde Hamier uçaklar dikey iniş kalkış yapabilirler.

Başka bir örnek ise lotus çiçeği yaprağının kendi kendini temizleme özelliğine sahip olmasını inceleyerek geliştirilen dış cephe malzemesi. Lotus çiçeğinin bu özel yapısı araştırmacıIara ilham kaynağı olmuş, bununla ‘Lotusan’ adında beş yıl kendini temiz tutacağı garantisi verilen dış cephe malzemesi üretilmiştir.

Japonya’nın hızlı trenlerini tasarlayan mühendis Eiji Nakatsu, bu trenlerin daha hızlı gidebilmesi için balıkçıl kuşlardaki gaga yapısından esinlenmiş. Aynı zamanda bir kuş bilimcisi de olan Nakatsu, gökyüzünden diklemesine dalabilen bu kuşların gagalarının hızlarını artırdığını tespit ederek bu yapıyı hızlı trenlere uyarlamış.

Arı kuşlarının 10 gramdan daha az bir yakıtla Meksika Körfezi’ni geçebilmeleri, yaprakların fotosentez işlemi ile, yılda 300 milyar ton şeker üretimi yaparak dünyanın en büyük kimyasal işlemini gerçekleştirmesi, DNA sarmalının bilgi depolama kapasitesi… İnsanoğlunun hayranlıkla izlediği, keşfettiği, taklit ettiği daha binlerce örnek biyomimetiğin çıkış noktası olmaktadır. Bu noktada ortaya çıkan en önemli gerçek insanın akılla Allah’ı bildiğidir. O, her şeyi yerli yerinde, mükemmel yaratmış ve kullarının hizmetine sunmuştur. “İşte Rabbiniz Allah budur; O’ndan başka bir ilah yoktur. O her şeyin yaratıcısıdır. O halde yalnızca O’na kulluk edin. Çünkü her şeyi koruyup gözeten o’dur.” (Enam,102. Ayet).  Allah alimdir, tüm bilgilerin kaynağı, sahibi O’dur.