Yavrularımızı Dinlemek, Anlamak, Duygularını Paylaşmak…

artur-aldyrkhanov-3bwMp-TyxOE-unsplash
Fotoğraf: Artur Aldyrkhanov-Unsplash

Bebekler daha anne karnındayken temel duyguları hissetmeye başlarlar. Hissedilen bu duygular; öfke, mutluluk, şaşkınlık ve korkudur. Bebek bu duyguları tanımasına rağmen, kontrol etmeyi bilmez. Duyguların kontrolü, diğer duyguların tanınması ve iletişim kurma becerileri ise anne ve baba aracılığıyla çocukluk çağlarında öğrenilir. Çocuğun bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatması ve ifade etme yeteneği kazanması ise genelde ebeveynlerin kontrolünde ilerler. Bu bağlamda gelişme sürecinde çocukları; dinlemek, anlamaya çalışmak ve onların duygularını paylaşmak oldukça önemli.

Çocuklarının duygularını paylaşmak isteyen ebeveynler neler yapabilir? Hz. Muhammed bir hadisi şerifinde “Çocuğunun senin üzerinde hakkı var!” (Müslim) buyurmuştur. Buradan anlaşılacağı üzere anne ve babaların kendilerine emanet edilen çocuklarına karşı davranışları konusunda oldukça titiz davranmaları gerekir. Bu bağlamda, çocuğun duygularını tam olarak anlamlandırabileceği çağa kadar aileye düşen bazı görevlerden bahsedelim: Çocuk, duygularını ifade ederken onu acele ettirmeden ve olabildiğince sakin bir biçimde dinlemek. Çocuk herhangi bir soru sorduğunda onun yaşına uygun cevaplar vermek. Yaşadığı duyguları anlamlandıramadığında ona yardımcı olmak ve bu durumun gayet normal olduğunu anlatmak. Çocuğun kızgınlık ya da öfke hissettiği zamanlarda onun sakinleşmesini beklemek ve sonrasında konuşmaya özen göstermek.

Peygamber Efendimiz’in çocuklarla arası nasıldı? İslam inancında, insanın doğasında çocuklara karşı bir sevgi bulunduğu anlatılır. Hz. Muhammed’in torunları ve diğer çocuklarla kurduğu iletişim de bu sevginin bir göstergesidir. İbn-i Mace’den aktarıldığı üzere Peygamber Efendimiz’in baldızı Ümmü Fadl, bir keresinde üzerine küçük abdestini kaçıran peygamberin torununa kızmaya başlamıştır. Bunun üzerine Hz. Muhammed, “Oğlumun canını yaktın. Allah sana rahmet etsin!” buyurmuştur. Bu kıssa, Peygamber Efendimiz’in çocuk yanlış bir davranış sergilese bile ona karşı tahammül ettiğini anlatır.

Hz. Muhammed’in tüm kıssalarında çocuklara karşı derin bir muhabbet beslediği görülür. Kendisinin parmakları ile çocukların saçlarını taradığı da aktarılır. Bunların yanı sıra Hz. Muhammed çocuklara hassas davranmayan kişilerden de hoşlanmaz ve onları kaba olarak nitelendirirdi. İslam peygamberinin müminlere gösterdiği tavırlar dikkate alınacak olursa; çocuklara karşı ilgili olmak ve olabildiğince tahammül göstermek gerekir.

Ebeveyn ve çocuklar arasındaki iletişimin toplum üzerindeki etkileri çoktur. Toplumdaki davranışın temeli ailede atılır. Anne ve babaların çocuklarını dinlemesi ve onları anlayabilmesi aile içerisinde uyumla hareket etmeye yardımcı olur. Aile içerisinde bu uyumu yakalayabilenler de toplumla hareket etmekte pek zorlanmazlar. Aile fertleri ile doğru iletişim kurabilen çocuklar, bunu alışkanlık haline getirir ve yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde buna devam ederler.

Çocuklarıyla doğru iletişim kurmak isteyen ebeveynlerin yapması gereken ilk iş çocukları dikkatlice dinlemektir. Çocuk, uzun bir süre anlatım yaptıktan sonra ona “Ne demiştin?” diyerek dönüş yapmak büyük bir hatadır. Çünkü çocuk, bu hareketle aslında önemsenmediğini hissedebilir ve karşısındakine öfkelenebilir. Bu öfke de çocuk için zamanla normal bir davranış halini alır ve toplum içerisinde de öfkesini kontrol etmeye özen göstermez.

Çocukların heyecanlarını önemsemenin önemi nedir? İnsan, hayatının her evresinde duygularını paylaşma eğilimi gösterir. Özellikle mutluluk ve heyecan yaşandığı andan itibaren sevilen diğer kişilerle paylaşılmak istenir. Çocuk için de bu paylaşımın yapılabileceği ilk insanlar anne ve babalarıdır. Bu bağlamda, çocukların heyecanlı anlarına mutlaka ortak olmak gerekir. Aksi takdirde çocuk kendini; önemsiz ve aşağılanmış hissedebilir. Bu da onun daha agresif bir tavır takınmasına sebep verir. Bu sebeple çocuklar ne anlatırsa anlatsın onlar için iyi birer dinleyici olmaya özen gösterilmelidir. Doğru bir iletişimin en temel kuralının anlayış olduğu da akıldan çıkarılmamalıdır.