Sofra Adabı ve İslami Değeri

Photo 150307245 © Zufar Kamilov - Dreamstime.com

Nedir sofra adabı? İnsan doğasının en başta gelen ihtiyacı yeme içme ve bunun uzantısında gelen sofra adabı konusu, asırlardır insanoğlunun üzerinde tartışıp düşündüğü bir alandır. Çünkü insan diğer varlıklardan farklı olarak sadece karnını doyurmak için yeme içme işiyle meşgul olmaz. Bu konu sağlıktan kültüre, ekonomiden dine, sanattan bilime birçok alanda uzantıları olan temel meselelerden biridir. Yaşadıkları çağa, kültüre, iklime, dinsel ve sosyoekonomik yapıya göre insanların yeme içme, beslenme ve sofra kültürleri değişkenlik göstermektedir.

Yeme içme ve beslenme; insanoğlunun hem bu dünyada hem de ahiretteki yaşantısını ihya etmek, düzen ve huzura kavuşturmak için bir yaşam anlayışı sunan İslam dinin de en önem verdiği konuların başında gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in pek çok hadisinde ele alınışıyla yeme içme konusuna verilen önem vurgulanmaktadır. İslam’a göre sağlıklı, edepli, merhametli, kanaatkar, itaatkar ve yüksek maneviyatlı olmak gibi birçok olumlu değer, sahip olunan yeme içme ve sofra adabıyla örtüşen birbirini tamamlayan şeylerdir. Çünkü insan ne yerse odur; temiz, helal yiyenle haram yiyen bir olur mu?

Kazancın helal ya da haram olması ile yenilen rızkın helal ya da haram olması insanın tüm dünya görüşünü, hayat tarzını, ahlakını ve imanını etkileyen bir anahtardır. Dinimiz yiyecek ve içecekleri helal ya da haram olarak sınıflandırmaktadır. Bu sebeple İslami çerçevede beslenme; ancak rızkı helal yoldan elde etmek ve Yüce Allah’ın temiz ve helal olarak bildirdiklerini yiyip içme ile mümkün olmaktadır.

Dinimizde yeme içme ve sofra adabı nasıldır?

Bu konu ile ilgili dikkat edilmesi gereken bazı basit ama anlam derinliği olan kurallar vardır. Allah’ın bize emanet ettiği bedeni O’nun kulluğuna yaraşır şekilde iyi bakmak üzerimize bir borçtur. Temiz, düzenli, dengeli ve ölçülü beslenmek sağlıklı bedenin en vazgeçilmez yapı taşıdır.

Günümüzde beslenmeyle ilgili yapılan araştırmalar kötü ve sağlıksız beslenmenin (Allah’ın haram kıldığı sigara ve içki içme de dahil) vücutta inflamasyona yani iltihabi bir kirlenmeye yol açtığını bunun da kanserden romatizmaya, kalp hastalıklarından şekere kadar birçok hastalığın tetikleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte gereğinden fazla yemek yemenin neden olduğu kilo problemi de aynı şekilde pek çok hastalığın ana nedenidir. Dinimize göre acıkmadan yemek yememek ve sofra başından doymadan kalkmak sağlıklı beslenmenin ölçüsü olarak ifade edilmektedir.

Tam doymadan yemeği bırakma konusunda iradeli olunmalıdır. İslam’ın bir irade dini olduğunu unutmamak gerekir. Örneğin ramazanda oruç tutarken, öfkemizi dizginlerken, şeytanın vesvesesine ya da nefsimizin isteklerine karşı direnirken iradeli olmak Allah yolunda sapmadan yürümek demektir. Kararınca yeme içme, israfa kaçmamak, tok gözlü olmak hem bedensel hem de manevi yapımızın sağlamlığı için gereklidir. Her konuda ölçülü olmak dinimizce bir erdemdir. Ölçülü olmak yeme içme konusunda da şarttır. Elbette Allah’ın lütuf olarak bize sunduklarından yararlanmak en doğal hakkımızdır. Ancak aslolan ölçülü davranmaktır, yemek için yaşamak değil yaşamak için yeme içme düstur edilmelidir.

Gereğinden fazla yemek dinimizce başkasının hakkına girmek ve israf olarak görülmektedir. İsraf haram kılınmıştır. Bazı toplumlarda zenginliğin göstergesi olarak ihtişamlı sofralar donatmak İslam adabına aykırıdır. Günümüzde ortaya çıkan tonlarca yiyecek israfı bu ölçüsüzlüğün ürünüdür. Dünya ekonomisinin geldiği nokta ve zengin azınlığın yanında artan yoksulluk oranları ortadadır.

Bu konuda ilk akla gelen nedir?

Eller yıkanmadan sofraya oturulmaması, hijyen kurallarına uymak, sofra düzenini bozacak şekilde konuşulmaması ve ayaktayken bir şey yeme içme, geleneksel sofra kurallarının başında gelmektedir. Modernizmin bir simgesi olarak dayatılan fast food kültürü (hızlı yeme içme), sağlıklı aile yapısının bir göstergesi olan geleneksel sofra düzeni yok ederek önce aile bağlarını hedef almaktadır. Oysa geleneksel sofra düzeni, sevgi, saygı ve aile bağlarının pekiştirildiği bir ortamdır. Sofra adabı, çocuk eğitiminde de çok önemli yere sahiptir.

Hijyen kuralları, büyüklerine saygı, misafir perverlik, israftan kaçınma, Allah’ın nimetlerine karşı şükretme, bereketin Allah’tan geldiğini öğrenme, ana babanın çalışıp didinip evinin geçimini sağlama, değer bilmek gibi hepsi sofra geleneğimizde öğrenilen kutsal değerlerdir. Bu yüzden İslam’da sofra kutsaldır, modernizme inat öyle de kalmaya devam edecektir.