Yemen saray mimarisi İslam mimarisine nasıl yansıdı?

Tarih 23 Nis 2021 Şebnem Kırcı
Yemen saray mimarisi
Irinabal18-Dreamstime

Yemen’de inşaa edilen Gumdan Sarayı dönemin saray mimarisi üzerine önemli bir örnektir.20 katlı bir yapı olarak tarif edilir. Bu bağlamda saraya dünyanın ilk gökdeleni diyenler çoğunluktadır. Sebe ve Himyer kralları bu sarayı sadece idare için değil, dini ayinler için de kullanmışlardır. Saray, Yemen tarihi ile özdeşleşmiştir. Sarayda gökyüzünün incelendiği yerler bulunması, fen işleri ile ilgilendiklerini göstermiştir.

İhtişamlı yapıların amacı neydi?

Yemen saraylar memleketi olarak anılıyordu. Araplar pek çok alanda ileri bir toplum olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Pek çok saray arasından Gumdan Sarayı kendi coğrafyasını aşan bir üne sahipti. Bir çok mimari tarsi barındıran bu saray, zamanla mitolojik bir anlatıya dönüşmüştür. Gumdan’ın kelime anlamıyla ilgili farklı görüşler yer alır. Lugat alimi İlmi Muzaffer, kelimenin askerlerin başı anlamına gelen Umdan kelimesinden türediğini öne sürer. Arapça g-m-d kelimesi; kılıcın kını ya da kuyudaki su anlamaına da gelir.

Gumdan Sarayı erken dönem İslam kaynaklarının pek çoğunda yer alır. Saray devasa yapısı ile şiirlerde yerini almıştır. Saray günümüzde San’a olarak anılan antic şehrin içinde inşaa edilmiştir. Sarayın çok fonksiyonlu bir mimarisi vardı. Kralın sarayı aynı zamanda askeri bir üstü. Yemen kralları da yetkiyi Tanrı’dan alıyorlardı bu bağlamda ibadethaneler vardı.

Yemenliler gökyüzüne çok meraklıydı. Gökyüzü araştırmaları yapıyorlardı. San’a Yemen’e yapılacak saldırılara karşı kalkan durumundaydı. Kral bu sarayın yerini özellikle seçmişti. İbn Haldun, Gumdan Sarayı’nın gezegenlerin ruhaniyetlerini yansıtması amacıyla yapıldığını öne sürmüştür. Sarayın dört bir yanında olan aslan figürünün Venüs’ü simgelediği söylenir.

Astroloji ve saray mimarisi ilişkisi

Saray yüksek bir binaydı ve çatısı camdandı. Bu cam çatıdan gökyüzü inceleniyordu. Sarayın yüksekliğinin 140 metre olduğu tahmin ediliyor. Kendi dönemi için yapılması oldukça zor bir yapıydı. Bölgenin mimari ve sanat açısından çok gelişmiş olduğu bu saraydan yola çıkarak düşünülüyor. Yapı bir güç ifadesiydi. Saray İslamın ilk dönemlerinde yıkıldı. Sarayın bir kaç giriş kapısı olduğu tahmin ediliyor. Sarayın girişinde bir su saati bulunuyordu.

Esasen sarayın avlusunda su yolları ve bahçeler vardı. Bölgeye özgü palmiyeler de bahçede bulunuyordu. Duvarlar çeşitli sanatlarla süslenmişti. Kışın sıcağı koruyan yazın da serinliği tutacak şekilde inşa edilmişti. Sarayın alt tabakasonda curub olarak anılan sert siyah bir taş kullanılmıştır. Üst katlar ise mermerdir. Kralların oturduğu meclis tek parça şeffaf bir mermer ile örtülüydü. Uzmanlar tarafından şeffaf mermerin gün ışığından yararlanmak için ideal bir fikir olduğu belirtilmiştir. Sarayda aslana benzeyen pirinç, bakır ve tunç heykeller bulunuyordu.

Gumdan Sarayı’nın İslam mimarine etkisi Yemen ansiklopedisinde işaret ediliyor. Sarayın girişinde bulunan su saati, daha sonra kurulan İslam şehirlerinden Fas, Marakeş ve Dımaşk’ta yoğun olarak kullanıldı. Kudüs’te yer alan Kubbetü’s Sahra’nın da Gumdan Sarayı’ndan esinlenerek yapıldığına dair iddalar vardır. İki yapı da güç sembolüdür. Özgürlüğü ifade ederler. Saray aristokrasindeki seçkin bir grubun üstünlüğünün sembolüdürler.

Krallık sisteminin bir benzeri olan saltanat sitemine geçen İslam dünyası kendine bir mekan da yaratmak istedi. Saltanatın başındaki kişi aynı zamanda halife olduğu için tıpkı Gumdan Sarayı’nda kralın aynı zamanda dini mabet olarak mekanı kullanması Kubbetü’s Sahra’nın ortaya çıkma fikrini doğurdu. Bu iddayı savunan isimlerden biri İslami arkeolog Nuha N. N. Khoury oldu. Yine yapının süslemelerinde bulunan mozikler Arap etkisi taşır. İki yapı yüksekliği açısından da benzetilir. Mimari açıdan son derece gelişmiş olan Arap mimarisinin örneklerinin cahiliye döneminde yıkılmış olması ayrıca üzücüdür.