Yemin; İnsanların Allah’a Verdiği Söz

Photo 18644788 © Softdreams - Dreamstime.com

İnsanların Allah’a verdiği söz nedir? Terim olarak başkalarını ikna ve kararlılığın gösterilmesi amacı ile edilen “yemin”, Kur’an-ı Kerim’de oldukça fazla yer verilen kavramlardan biridir. Allah adının zikredilmesi ile verilen söz, kutsal bir sözleşme gibidir. Sadece kişiyi bağlayan söz vermekten farkı, sarf edilen beyanın Allah adı ile birlikte zikredilmesiyle bu beyana Allah’ın şahit tutulmasıdır.

Yemin ile beyanda sözün ikna gücü arttırılır. Yemin ayrıca, kişinin bir işi yapmama konusundaki kararlılığını dile getirmede de kullanılır ve bağlayıcıdır. Örneğin “Vallahi de bir daha evine ayak basmayacağım” cümlesinde olduğu gibi.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de dil alışkanlığı ile ettiğimiz yeminlerden bizi sorumlu tutmayacağını, fakat bilerek ve karşı tarafı ikna ya da bir söz verme gibi durumlarda kullanılan yeminlerden sorumlu olduğumuzu belirtir. Buna göre Maide Suresi seksen dokuzuncu ayette belirtildiği şekli ile; bir köle azat etmek, ailenize yedirdiğinizin ortalaması ölçüsünde on fakiri doyurmak ya da giydirmek, hiçbiri yapılamıyorsa, imkan bulunamıyorsa üç gün oruç tutmaktır. Ayet, yeminlerimize bağlı kalmamız konusunda bir uyarı ile bitmektedir.

İlahi kılavuz ne der?

Hemen her alanda insan hayatına dokunuşları olan yüce Rabbimizden gelen ilahi kılavuzumuzda, yemin etmenin ciddiyeti ve sorumluluk gerektirdiği bu şekilde vurgulanmıştır. Çünkü yemin ile beyan edilen şey yerine getirilmez ise, insan muhataplarını Allah adını kullanarak kendi çıkarları doğrultusunda her şeye ikna edebilir, kötüye kullanımlar ile karşısındakilere maddi manevi zararlar verebilir.

Kalem Suresi onuncu ayette yemin edip duran aşağılık insanlara itaat edilmemesi gerektiği vurgulanır. Ali İmran Suresi yetmiş yedinci ayette ise yemin konusunda çok çarpıcı ifadeler yer alır. Yeminlerini az bir karşılık için satanların ahirette hiçbir payları olmayacak, hesap günü Allah onlar ile konuşmayacak ve acı bir azaba uğrayacaklardır.

Hangi konuda olursa olsun Allah adı ile verilen sözün tutulmaması, bozulması ya kefaret ya da böyle bir acı son getirecektir. Şu durumda Müslüman kişi bir yemin verdiği zaman çok çok dikkatli olmalı, yemin bir şekilde bozulduğunda da bu dünyada kefaretini ödeyerek azaptan kurtulmayı ümit etmelidir.

Yalan şeyler için yemin etmek, bunu bir alışkanlık haline getirmek, insanları bu şekilde sömürmek ise ahirette mutlaka karşılık bulacak, elem verici bir azaba tabi büyük günahlardandır.

Gündelik hayatımızda cümlelerimize dikkat edelim…

Günlük hayatlarımızda oldukça aşina olduğumuz yemin ifadeleri, insan için güven duygusunu arttıran, iyi niyetli olduğu sürece işlerin halli için vesile olan üsluptur. Yazımızda özetlediğimiz şekilde hafife alınmayacak kadar önemli olan yemin, Allah adının şahit tutulduğu, önemli bir ahittir. İnsan, bu ahdi mutlaka yerine getirmeli, yerine getiremeyeceği şeyler için Allah korkusu ile yemin etmemelidir.

Yemin o kadar önemlidir ki, kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yüce Rabbimiz de birçok şeye yemin etmiştir. İnsan idrakine uygun olarak, sözün gücünü, kuvvetini arttırmak ve kulun dikkatini çekmek olarak tanımlayabileceğimiz bu yeminler, yemin edilen şeylerin Allah tarafından yaratılan, ne denli önemli ve kıymetli olduğunu da vurgulamaktadır diyebiliriz.

Kur’an-ı Kerim’de yemin edilenler arasında; Yüce Rabbimizin Kendi Yüce İsmi üzerine, peygamberlere, vahyin geldiği beldeler üzerine, Kur’an-a, kıyamet gününe, kainatta var olanlar üzerine, güneşe, aya, geceye, sabaha, kaleme, kuşluk vaktine ve zamana yemin edildiği görülmektedir. Gerçekten de idrak düzeyimiz ölçüsünde anlayabildiğimiz kadarıyla bile bu yaratılanlar ne mucizevi şeylerdir. Bunlar üzerine tefekkür etmek, hikmetlerini anlamaya çabalamak insanın hem boynunun borcu hem kendi varlığı için erdirici bir etkiye sahiptir.

Yüce Rabbimiz yeminlerimizi bozmamız, hele hele az bir menfaat için bozmamız konusunda bizi defalarca uyarmıştır. Unutmayalım ki Allah nezdinde Müslüman kişi yeminine sadık, verdiği sözü tutan, kendisinden emin olunan kişi demektir.