Yetim doyurmanın sevabı İslam’da neden çok kıymetli?

Toplum İpek Atacan
esmer kız çocuğu
Fizkes-Dreamstime

İslam inancında yetimi gözetmek öğütlenir, dolayısıyla da yetim doyurmanın sevabı gibi bağlantılı araştırmalar yapıldığı görülebilir. Yetim kelimesinin sözlük anlamı yalnız olmak manasına gelir. Bu terim, toplumsal yaşamda babası vefat eden çocuklar için kullanılır. Ancak anlam karmaşasına bağlı olarak annesi vefat eden çocuklar için de yetim dendiği görülebilir.

Ayetlerde yetim kavramı ne şekilde geçer?

Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında toplamda 22 farklı yerde yetim kavramına yer verildiği görülür. Bu ayetlerin tümünde yetimlere karşı iyi davranmak ve onların haklarının yenmemesi emredilmiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed de babasını kaybetmiş ve yetim bir çocuk olarak büyümüştür. Dolayısıyla kendisi de yetim hakları ve yetim hukuku konusunda hassasiyet göstermiştir.

İslamiyet öncesi Arap Yarımada’sının durumu incelendiğinde yetimlerin herhangi bir hakkı olmadığı görülür. Bu dönemde artan savaş ve davalarda yetim kalan çocukların hiçbir miras hakkı olmazdı. Buna ek olarak, özellikle yetim kızlar derhal evlendirilir ve evlilikten kazandıkları mehirlere de el konulurdu. Ancak İslamiyet ile birlikte bu duruma dikkat çekilmiş ve yetimler konusunda insanlar iyi davranmaya teşvik edilmiştir.

İslam inancında yetim doyurmanın sevabı nedir?

Dinimiz, evrensel anlamda bir yardımlaşma timsalidir. Dolayısıyla Müslüman kimselerin; zorda olana, aç olana, açıkta olana, yolcuya ve buna benzer hallerde bulunan insanlara imkanları ölçüsünde yardım etmesi beklenir. Sadaka, zekat ve buna benzer mali ibadetlerin altında yatan sebeplerden biri de budur.

Kur’an-ı Kerim içerisinde yetimlerle ilgili geçen ayetlerde onların hakkını yememek ve imkan ölçüsünde durumlarını iyileştirmek konuları işlenir. Bu bakımdan yetim doyurmanın sevabı da anlaşılabilir. Söz konusu ayetlerden birinde şöyle buyrulur:

“Onlar, kendileri (yemek) istediği halde yiyeceği yoksula, yetime, esire ikram ederler. (Ve şöyle derler): Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan Suresi, 8 ve 9. Ayet)

Bu ayeti kerimeden de anlaşılacağı üzere mümin kimseler; yoksulu, yetimi ve esiri doyururlar. Ancak bu işi yaparken herhangi bir kişisel çıkar gözetmez ve bunu da gösteriş için yapmazlar. Zaten dinimizde yapılan bir ibadetin ya da iyiliğin karşılık bulması, ancak ve yalnızca Allahü Teala’nın rızası istendiğinde mümkün olabilir.

Bir yetimi sevindirmek nasıl olur?

Bir yetimi doyurmanın ya da başını okşamanın sevabına ayet ve hadislerde sıklıkla değinilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed bu konudaki bir hadisinde şöyle buyururlar:

“Sırf Allah rızası için yetimin başını şefkatle okşayan, elinin değdiği saçlar sayısınca sevaba kavuşur.” (İ. Ahmed)

Daha genel bir yargıya varmak gerekirse esasında yetimi sevindirmek sevaptır. Anne, babasını ya da her ikisini birden kaybeden çocuklar toplum arasında yetim sayılırlar. Dinimizde çocuklar, akıl baliğ olana dek anne, babalarına ve sonra da ailelerine emanettir. Yetim çocuklar da bu çağa gelene dek vasilerine emanettir. Bundan sonraysa artık yetim sayılmazlar.

İslam inancının ahlaki yapı taşları arasında; aile, akraba, adalet, iyilik, merhamet ve kul hakkı gibi farklı terimlerle karşılaşmak mümkündür. Aslında yetim konusunda bu terimlerin her biriyle ilişki kurmak mümkündür. Yetim bir çocuğa sahip çıkma, hiç değilse bir nebze bile ilgilenmek aile ve akrabalığın bir sorumluluğudur.

Yetimin hakkını korumaksa adalet ve kul hakkıyla ilişkilendirilebilir. Müslüman bir kimseye düşen, yetim hakkına girmekten imtina etmek ve imkanlar elverdiği müddetçe onların sevinmesini sağlamaktır.

 

 

 

 

Enjoy Ali Huda! Exclusive for your kids.