Yetime Sahip Çıkmak Çok Önemli

aditya-romansa-5zp0jym2w9M-unsplash
Fotoğraf: Aditya Romansa-Unsplash

İslam inancında; güçsüzün, zayıfın, kadının ve yetimin korunup kollandığı görülür. Bu bağlamda dinimiz özelliklere insanların yetimlere karşı nasıl bir tutum sergilemesi konusuna dikkat çeker. Bu durum Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ve Hz. Muhammed’in ümmetine verdiği öğütlerde sık sık tekrar edilir. Kur’an-ı Kerim’de insanlara yetimleri gözetmeleri gerektiği 21 ayrı ayette dile getirilir.

Yetim ne demek? Yetim en basit hali ile babası olmayan, yalnız kalmış ve erginlik çağına ulaşmamış çocuklar için kullanılan bir terimdir. Bu durumda olan çocuklar hayatlarını düzgün bir şekilde idare edemeyecekleri için vasiye ihtiyaç duyarlar. Bu noktada da dinimiz, vasilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini beyan eder ve yetim hakkı yenmesini kesinlikle yasaklar. Hatta bu durum, işlenebilecek en büyük günahlar arasında yer alır.

İslam’da yetimlere hangi haklar tanınır? İslam’ın tebliğinin Mekke’de yapıldığı dönemde yetimlere karşı iyi muamele edilmesi teşvik edilir. Medine dönemine gelindiğinde ise onların nasıl himaye edileceği konusunda daha net hükümler verilir. Bu bağlamda, yetimlere yapılması gereken yardımlar ve ilgili Kur’an-ı Kerim ayetleri aşağıdaki gibi örneklendirilebilir.

Yetimlere savaş ganimetlerinden pay verilmesi: “…Ganimet olarak ele geçirdiğiniz her şeyin beşte biri Allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.” (Enfal Suresi, 41. Ayet)

Fetih yapılan bölgelerden gelen gelirlerden yetimlere yardım edilmesi: “Allah’ın veldeler halkından alıp resulüne fey’ olarak verdikleri, Allah’a, peygambere, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir.” (Haşr Suresi, 7. Ayet)

Yetimlerin mirastaki hakları: “Varis olmayan yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunurlarsa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.” (Nisa Suresi, 8. Ayet)

Yetime iyilik etmenin sevabı nedir? Yetimlik, çocuk erginlik çağına eriştiğinde artık aşılan bir durumdur. Ancak bu çağa gelmemiş olan yetim bir çocuğu gözetmenin ve ona iyilik etmenin dinimizde önemli bir yeri vardır. Peygamber Efendimiz, bir hadisinde “Yetimi güzel terbiye ederek büyütenle Kıyamette beraber oluruz.” (Buhari) buyururlar. Buradan anlaşılacağı üzere yetimi koruyup kollamak ve onu ahlaklı bir şekilde büyütmek, kişiyi cennete ulaştırabilecek ameller arasında yer alır.

Yetim, birey ve toplum arasındaki ilişki nedir? Peygamber Efendimiz, ashabına bireyleri ve toplumları helak olmaya sürükleyen yedi günahı sayarken bunlara, yetim malını yemeyi de eklemiştir. Buradan anlaşılacağı üzere yetimlerin gözetilmesi yalnızca vasilerine düşen bir görev değildir. Bu himaye, aynı zamanda topluma da düşen bir vazifedir. Kur’an-ı Kerim ayetlerinde ve hadisi şeriflerde yetimlere iyi muamele gösterilmesi kesin bir dil ile emredilir. Bu emir üzerine tarih boyunca hüküm süren İslam devletlerinde yetim haklarını korumak adına hayır kurumları açıldığı görülür.

Peygamber Efendimiz de yetim olarak büyüyen bir çocuktur ve yaşamı boyunca yetimlerin yanında durmuştur. Bizlere de onun ümmeti olarak, gösterdiği yoldan yürümek ve yetim çocuklar için elimizden gelen yardımı sergilemek düşer.

Yetimi; sevmek, sevindirmek, korumak ve kollamak İslamiyet’te değer verilen ve sevap sayılan davranış biçimleri arasındadır. Ancak bunun karşılığı olarak da; yetime kötü davranmanın, onların malını yemenin ve kalplerini kırmanın da bir bedeli vardır. Bu bağlamda, yetimlere karşı gösterilen ilgi ve yapılan her bir iyilik aslında temelinde insani bir görevdir.

Mantık çerçevesinde göz önüne alındığında babası olmayan küçük bir çocuğun malına göz koymak kabul edilemez bir davranış biçimidir. Bu şekilde davranan bir kimsenin hem dünyada hem de ahirette hayra kavuşması mümkün değildir.