Zaman, Hesabı Verilecek Bir Emanettir

neonbrand-KYxXMTpTzek-unsplash
Fotoğraf: Neonbrand-Unsplash

“Benim sermayem ömrümdür. Ömrüm gidince sermayem de gider. Kar ve kazanç sona erer. Fakat bu başlayan gün, yeni bir gündür. Allah, bugün de bana müsaade ederek ikramda bulundu. O halde bugün, günah ve isyana katiyyen yaklaşma ve sakın ola ki bugünün bir anını bile boşa geçirme. Zira her nefes, paha biçilemeyen bir nimettir.’’ (İmam Gazali)

Allah’a kulluk için yaratılan ve imtihan için dünyaya gönderilen insana sayısız nimetler verilmiştir. İnsanın bu imtihan dünyasında en kıymetli sermayesi ise zamandır. Yüce Allah Kuran’da Asr’a, yani zamana yemin ederek zamanın insan hayatı için önemine dikkat çekmiştir. İnsana ve hayata dair müspet ya da menfi her şey zaman içindedir.

Bütün başarıların, zamanı etkili ve verimli kullanmaya dair hikayesi vardır. Bütün başarısızlıklarda ise zamana kayıtsız kalmanın ve hoyratça davranmanın varlığı görülecektir. Bireysel olarak önemli başarılara imza atmış herkesin, inancı, ideolojisi, ırkı, coğrafyası ve rengi fark etmeksizin ortak özelliği zamanı iyi planlama ve nitelikli kullanmalarıdır.

Dünyada ve sonsuz ahiret hayatında başarı ve mutluluğu yakalayabilmenin yolu, hiç şüphesiz en kıymetli varlığımız olan zamanı, bilinçli ve planlı yaşamak, iyi yönetebilmek, yararlı ve güzel işlerle değerlendirmekten geçmektedir. Rastgele, bilinçsiz ve plansız bir hayatın akışında, doğru limana varmak mümkün olmayacaktır. Müminun Suresi 90. Ayette; ‘’Nihayet onlardan birine ölüm gelip çatınca, “Rabbim! Beni geri gönder de, geride bıraktığım dünyada iyi işler yapayım” ifadesiyle geri dönülmesi imkansız son durakta yaşayacağımız pişmanlık dile getiriliyor. Bu sebeple kendisini, varlık gayesini ve Rabbini bilen şuurlu bir mümine düşen, kendisine sunulan tekrarsız ve telafisiz ömrünü, kendisi için en önemli ve en öncelikli meşguliyetlerle değerlendirmektir.

Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i kerimede farklı boyutlarıyla zamana yemin edilmektedir. Aydınlandığında sabaha, şafağa, kuşluk vaktine, tan yerinin ağarmasına, güneşi açıp ortaya çıkaran gündüze yemin eden ayetler apaçık zamanın kıymetine vurgu yapmakta, adeta günün başlangıcını ve en verimli bölümünü nasıl geçirdiğimizi muhasebeye davet etmektedir. Akşam vaktine yemin eden ayetler, biten bir günün hesabına, götürdüklerine ve kazanımlarına dikkatimizi çekmektedir. Çekilip gittiğinde, karanlık çöktüğünde, geçip giden geceye, güneşi örten geceye yemin ile başlayan ayetler aynı zamanda birçok çalışma, ibdet ve tefekkür için en uygun ve tenha zaman olan gecelerin nasıl yaşandığını gözden geçirmeye davet etmektedir.

Dinimizde, insanın hüsrana düşmesinde de, kurtuluşa ermesinde de zamana karşı tutumunun hayati bir boyutu olduğu ortaya konmaktadır.  Aynı şekilde zamanı en güzel şekilde ihya etmenin, sağlam bir iman, salih amel, hakkı ve sabrı tavsiye olarak dört temel unsuru da vurgulanmaktadır. İmanı öteleyen, güzel ve hayırlı işleri ihmal eden, hakkı ve sabrı yaşamayı ve tavsiye etmeyi hayatın merkezi yapmadan geçen her anın ziyan ve hüsran olduğu açıkça bildirilmektedir.

“O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır.” (Nahl Suresi, 12. Ayet) Bu ve benzeri ayetler, gece ve gündüzün yani bütün zamanın insanın emrine ve hizmetine verildiğini açıkça beyan etmektedir. İnsan bu nimeti ve imkanı iyi değerlendirdiğinde zaman onun iyiliğine ve huzuruna hizmet edecektir.

İletişim, ulaşım ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, dünyanın küresel bir köye dönüştüğü, hayatın bir yönüyle dijital ortamlarda yaşandığı günümüzde, insanın zamanla ilişkisi daha karmaşık bir hal almıştır. Dünyanın etkin güçleri ve ülkeleri, zamanı kazandıkları için egemenliklerini devam ettirmekte, geri kalmış topluluklar ve ülkeler de zamanı ihmal etmenin bedelini ödemektedirler. Dolayısıyla günümüz insanının muhasebe etmesi gereken en önemli gerçek; zamanı heder eden ve zamana değer katan iş ve eylemlerin farkına varmak, zamanı zayi etmeyecek bir hayat tarzını geliştirmektir.