Zengin Kültürüyle Osmanlı’da Kahve Fincanları

ID 33625401 © Lenutaidi | Dreamstime.com
ID 33625401 © Lenutaidi | Dreamstime.com

“Gönül ne kahve ister, ne kahvehane; gönül, sohbet ister kahve bahane.” Osmanlı döneminden günümüze kadar gelen kahve kültürü zaman içeresinde gerek sunumu gerekse de toplumdaki rolü bakımından değişiklikler gösterir. İnsanın sevdiği kişileri görmek, onlarla sohbet etmek amacıyla içilen kahve, dostluğun ilk adımıdır. “Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” derler. Kahve bahanedir aslında gönlün derdi sohbettir, özlem gidermektir, iki lafın belini kırmaktır.

Kahve Yemen’den Osmanlı İmparatorluğu’na 16. yüzyılda Yemen valisi Özdemir Paşa tarafından ilk olarak İstanbul’a getirilmişidir. Sohbetlerin vazgeçilmez içeceğidir. İlk zamanlar nasıl içileceği konusunda bilgi sahibi olmayan Osmanlı halkı kahveyi tasla içmeyi denemiş; ancak sonradan kahve fincanını keşfetmişlerdir. Köpüklü kahvedir kahvenin makbul olanı. Bol köpüklü kahve denir sipariş edilirken. Onun için Osmanlıda kahve fincanlarının özelliği köpüğü kaçmasın ve hemen soğumasın diye altı geniş ağız kısmına doğru da daralmasıdır. Böylece kahve bitene kadar köpüğü geçmez.

Osmanlı’daki kahve kültürünü diğerlerinden ayıran özellik sunumudur. Önce lokum veya reçelle ikramı yapılır daha onun tadı geçmeden acı kahve ikram edilir. Ayrıca yanında su ile servis edilmesinin de manası vardır. Kahve, ikramı yapılan kişi eğer suyu önce içerse bu aç olmadığı anlamındadır. Çünkü kahve temiz ağızla içilir; ancak kahveyi içen kişi, su içmeden direk kahveyi yudumlarsa bu açım anlamındadır ve hemen saray erkanı tarafından misafire yemek ikramında bulunulur. Kahveyi ikram eden kişi mutlaka saçlarını düzeltir temiz entari giyerdi. Bayramlarda zarflı diğer günlerde tabaklı fincanlarda kahve ikram edilirdi. Saray erkanına kahve, kahveci başı gözetiminde sunulur, sırma işlemeli atlas örtülerle ikramı yapılır sunumu yapan cariye ikramı yaparken asla karşısındakinin gözlerine bakmazdı. Gerek fincanın rengi gerekse de şekli ne olursa olsun maksat hep iyi niyettir. Sohbettir.

Kahve fincanları renkleriyle Osmanlı’da farklı dönemleri simgeler. Her rengin Osmanlı’nın siyasi ve ekonomik durumunun nasıl olduğu konusunda ip ucu verir. 16. yüzyılda Osmanlı’nın doğuşunu simgeleyen renkler pembe ve turkuazdır. Daha sonra sırasıyla Türk kırmızısı veya mercan kırmızı 17. Yüzyılı, Kanunu dönemi mavi ve lacivert, Osmanlı’nın en zirvede olduğu dönem ise yeşil renk, 18. yüzyıl çeyreği ise Sultan Ahmet Han’ın tahta geçtiği veda dönemi sarı renk fincanla simgelenmiştir.  Saraydaki fincanlar İznik veya Kütahya porseleninden yapılırdır.

Kulplarının iç kısmının kıvrımlı olması hem sağ hem de sol elle rahatça tutulabilmesinde kolaylık sağlamıştır. Dönemsel olarak renginde olduğu gibi şeklinde de, silindir veya üste doğru genişleyen olmak üzere farklılıklar göstermiştir. Kahve fincanı günümüzde de kızların çeyizlerinin olmazsa olmazıdır. Birine ev hediyesi olarak ilk akla gelen kahve fincanıdır. Hatta kahve fincanının koleksiyonu yapanlar bile vardır.

Osmanlı’da dinen caiz olmadığı gerekçesiyle dört kez yasaklanan kahve; ancak IV. Mehmet döneminde tamamen serbest kalmış hatta halkın kahve tüketmesinden dolayı kahve satıcılarından devlete katkı sağlamak için vergi toplanmaya başlanmıştır. Kahve içmenin sağlığa da faydası olduğu kanıtlanmıştır. Uzmanlar günde en az iki fincan kahve içmenin sindirim sistemine iyi geldiğini söylemektedirler. Ayrıca hafızayı, güçlendirir, enerji verir, kolesterolü düşürür, kolon ve bağırsak kanseri riskini azaltır ve sosyalleştirdiği için depresyon riskini de azaltır.

Kahve, tadı, kokusuyla, köpüğüyle aynı kahve olsa da insanın ruh haline göre anlamı farlılaşır. Yorgunluk sonrası içilen kahve dinlendirir, mutluluk verir, kız isteme merasimindeki kahve heyecandır, sabah içilen kahve güne iyi hazırlar, gönüldaşla içilen kahveyse yalnızlığı giderir iyi hissettirir. Kahve eşliğinde edilen sohbetlerinizin daim olması dileğiyle…

 

 

 

İlgili makaleler
ID 23608611 © Salajean | Dreamstime.com Kültür Şebnem Cengizalp 03-Ağu-2020 Motif Motif Halıcılık
Görüş
Görüş 03-Ağu-2020
Author
Şebnem Cengizalp
Yazar

Pek çok tanımı bulunan kültür kavramı, genel bir tanımı ile bireyin yaşadığı toplum içinde öğrendiklerini nesilden nesle aktardığı bir bilgi mirasıdır diyebiliriz. Toplumun yaşadığı coğrafya ve iklime göre dil ve dinin de içinde bulunduğu unsurlarla gelenek göreneklerin oluşturulmuş halidir.

Devamı Devamı
ID 168017710 © By Daphnusia | Dreamstime.com Kültür Şebnem Cengizalp 14-Tem-2020 İslam Diplomasisinde Hediye ID 105673816 © Ozdereisa | Dreamstime.com Kültür Şebnem Kırcı 01-Tem-2020 Göz Nuru Ahşap Rahleler