Zihnin Mahkumiyeti Önyargıdır!

© Sarayuth Punnasuriyaporn | Dreamstime.com

Olaylar veya kişiler hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan verilen kararlara önyargı denir. Doğduktan belli yaşa kadar önyargısız yaşan çocukların bu adaletsiz yargı sistemine geçmesinde ailesinin ve sosyal çevresinin etkileri büyüktür. Küçük yaşlarda tek başına karar vermede ailesinden bağımsız olamayan çocukların ebeveynlerinin karalarına veya gösterdikleri şekillere göre hareket etmesi önyargılarının oluşmasında temel etkendir. Bir toplumunun en küçük birimi olan ailede önyargılı yetiştirilen çocuklar geleceğin önyargılı bireylerini ve toplumunu oluşturması kaçınılmazdır.

Önyargı aklın tutulmasıdır. Sorgulama veya araştırma yapmaksızın körü körüne tek bir inanca bağlandığı için aklın köleleşmesine ve mahkum olmasına sebebiyet verir. İnsanın bir düşünce, olay ve nesne hakkında karar vermesi için onu araştırmalı, sorgulamalı veya deneyimlemelidir. Gerek politik düşünce olsun gerek sosyal bir görüş olsun gerekse de dini konular olsun insanın kararlarını önyargısız özgür iradesiyle vermesi için önce sorgulaması gerekir.

Bir insanı dış görünüşü, ekonomik durumu, rengi, dili, dini veya ırkı değerlendirmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü önyargı daha sonra bir düşünce olmaktan çıkıp davranışa dönüştüğünde ayrımcılık olur. Örneğin bir Müslümanın veya Hristiyan’ın yapmış olduğu bir eyleme karşılık o dinlere mensup olan bütün inanlarına olumsuz düşünmek büyük bir önyargıdır. Bu kitleleri belli bir ideoloji çevresinde toplamak isteyen bazı idarecilerin yaratmış olduğu sinsi birer akıl oyunudur. Oysa kainatın ve insanlığın tek yaratıcısı vardır. Allah hepimizi aynı şekilde meydana getirmiştir. Hiç birimizin yaratılışında bir farklılık yoktur.

Önyargının egemen olduğu toplumlarda bireylerin kendilerini ifade etmesi mümkün değildir. Çünkü peşin hükümlülük yeterli bilgi edinmeden karar verme, sadece benzerliklerinden ötürü bir şeyin başkasının tecrübesine dayanarak karar verilmesi yanlış kanıya varmaktır. Herkes hayatını kendi algıladığı şeklide yaşar. Anladığı da kendi zihnin genişliği kadardır. Zihinlerimizi bize empoze edilen önyargılara göre değil kendi hür irademizle idare etmeliyiz. Bu da ancak ve ancak sorgulamak, araştırmak ve tecrübe etmekle mümkündür. Hissi davranıp gerçeği dışlayıp illüzyona kapılmamak gerekir.

“Hislerinize uyup adaletten sapmayın.” ( Nisa suresi, 135. Ayet)

Allah kullarına akıllarını kullanmasını emretmiştir. Onu kullanmayan insan gerçeği bilemez hayal aleminde yaşar. Önyargılı kişilerin durumu da aynı bu şekildedir. Çünkü başkalarının dar düşüncesiyle etrafı kuşatılmış insanların akılları kapanmış ve basiretleri bağlanmıştır.

“Sen Kur’an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmez bir perde çekeriz. Ayrıca kalplerinin üzerine Kur’an’ı anlamalarına mani kılıflar geçirir, kulaklarına tıkaç koyarız. Bu yüzden, sen Rabbinin tek ilah olduğunu yadettiğin zaman onlar nefretle arkalarını dönüp giderler.” (İsra suresi, 45-46 Ayet)

Bu sureden de anlaşıldığı üzere, sadece bir düşünceye saplanıp kalan toplumların önyargılarından ötürü akıllarını kullanamaz hale gelmeleri, onları tek düşüncenin kölesi yapar. Akılın önyargıya mahkum edilmesi insanın köleleşmesidir. Peygamber Efendimiz ‘in İslamiyet’i yayarken karşılaştığı en büyük zorluklardan biri önyargıdır. Allah’ın varlığını bilmeyen putlara tapan kavimlerin kemikleşmiş önyargıları, Allah’a ve Peygamber Efendimiz’e inanmayı reddetmiş hatta onun mucizelerini göremeyecek kadar da körleştirmiştir.

“Onların içinde, senin okuduğun Kur’ân’a inanmaksızın alaycı şekilde kulak verip dinleyenler vardır. Halbuki biz onu iyice anlayabilmelerine mani olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar istedikleri her mucizeyi görseler, yine de ona inanmazlar. Hatta o Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmeye çalışanlar sana geldikleri zaman, seninle çekişmeye kalkışarak: “Bu Kur’an, eskilerin masallarından başka bir şey değildir’ derler.” (En’am Suresi, 25. Ayet)

Önyargılı insanlar tutsaklaşmış, tek bir düşüncenin esiri olmuş, yeni düşünceleri kabul edemeyecek kadar körleşmişlerdir. İnsanların başkalarının tecrübesine dayalı yaşam şeklini benimsemesi akıllarının otomatik sistemde idare edilmesine sebep olur. Hayatı deneyimleyerek tecrübe kazanan insanların önyargıları yok denecek kadar azdır çünkü hatalarıyla tecrübe kazandıkları için daha akılcı ve gerçekçidirler. “Önyargıyı yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.” Albert Einstein’ın dediği gibi önyargıyı kırmak zordur ama imkansız değildir. Önyargısız toplumların oluşması dileğiyle…