Zinadan Sakınmak Kulluk Görevidir

قلق خوف
Zina haramdır.

Allah ve Resulünün kesin olarak yasakladığı söz ve davranışlar haram olarak kabul edilir. Müslüman kişinin ahiretini sağlama almak için bütün bu haram ve yasaklardan uzak durması gerekir. Allah’ın emirlerine karşı gelmek onu inkar etmekle aynı manadadır. Allah’ı inkar eden kul günahkar olur. Zina da Allah’ın Müslümanlara kesin haram kıldığı bir eylemdir. Zina eden kişi günahların en büyüğünü işlemiş olur.

Zinanın en yaygın bilinen manası; evli olmayan kişilerin günah olmasına karşın cinsel münasebette bulunmasına denir. Zina yapan kişi ahlak yoksunu kötü yolda olan kişidir ve zinada bulunan kişi günahkardır. Allah müminlere harama bakmayı yasaklamış ve avret yerlerini korumasını emretmiştir.

“Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.”(İsra Suresi, 32. Ayet)

Zinanın tüm çeşitleri günahtır fakat kendi içinde dereceleri vardır. Mahremle yapılan zina; kendisiyle evlenilmesine asla mümkün olmayan kişilerle edilen zinadır. Ana, kız kardeş, kayınvalide, süt anne ve teyze ile yapılan zina günahların en büyüğüdür ve birinci derece ağırlığa sahip zina çeşididir.

Mahremiyle zina eden cennete giremez. İkinci derece ağırlığa sahip zina çeşidi ise; savaşan erkelerin eşleriyle yapılan zinadır. Komşuyla yapılan zina üçüncü derece ağırlığı olan zina türüdür. Kişinin komşusuyla veya ortağının karısıyla yaptığı zina; insanın on kadınla zina etmesi kadar günahı vardır. Evli ve yaşlıların yaptıkları zina dinimizde dördüncü derecede ağırlıklı zina olarak değerlendirilmiş; en hafif zina türünü de bekar erkek ve kadınların evlilik dışında cinsel münasebetle yaptıkları zina olarak görmüştür.

“Ey gençler! Sizden evliliğe gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü harama bakmaktan korur, tenasül uzvunu zinadan alıkoyar. Evlenmeye gücü yetmeyen kimseye oruç tutmasını tavsiye ederim. Çünkü orucun şehveti kıran bir gücü / özelliği vardır. (İbn Mace)

“Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” (Ebu Davud)

“Bereket bakımından nikahın en güzeli, masraf olarak da en kolay olanıdır.” (İbn Hanbel)

Allah, zinaya bulaşanın günah işlediğini söylemişse de, zinadan uzak durabilenlerin de sevap kazanacağını da bildirmiştir. Peygamber Efendimiz hadisinde şöyle buyurmuştur.

“Bir kadın, beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur ve kocasına saygı gösterirse kendisine; ‘Hangi kapıdan istersen cennete gir’ denir.” (İbn Hanbel)

İnsanın cinsel arzularının yaşaması kadar doğal bir şey olamaz. Zaten bu arzuyu bize veren de Allah’tır; ancak Allah bu arzuyu yaşamak isteyen kuluna nikah yolunu açmıştır. Hıristiyan inancındaki gibi kişinin Allah’ın rızasını kazanıp cennete gitmek için cinsel arzu ve isteklerinden vaz geçmesi zorunluluğu bizim dinimizde yoktur. Allah kuluna dinini zorlaştırmak istemez. Bunun için kullarına evlenmeyi emretmiş hatta evlenmek isteyen kişilere yardım edene de sevap yazmıştır.

Yeryüzü bir imtihan yeridir. Bu imtihanı geçenler Allah’ın rızasını hakkıyla kazanan kişilerdir. Allah’ın haram kıldığı yoldan sakınmak onun helal saydığına yönelmek Müslümanlığın temelini oluşturur.

Toplumları belirli bir düzen içinde tutmak ahlaki değerler içerinde yaşatmak ahlaki bir toplum anlayışını geliştirmek için din aracılığı ile insanlara ahlaki değerleri öğretmek etkili bir yöntemdir; fakat kötü olan davranışları sadece Allah’ın bizi cezalandıracağı veya cennete gidereceğimiz için uygulamak tek yönlü bir bakış olur. Zina gibi çirkin eylemin toplum, aile birey üzerindeki negatif etiklerini de düşünmekte fayda var. Zira, zina olan toplumda aile birliği bozulur, evlilik müessesi zarar görür, hayasız bir nesil oluşur, fuhuş artar, fakirlik olur, haysiyet bozacağı ve vicdan azabı artacağı için bireyin psikolojisi olumsuz etkilenir. Bütün bu sorunları ortadan kaldırmak için yine İslam dinini yol göstericiliğine ihtiyaç duyarız.

İslam’da zinaya son vermek için Peygamber Efendimiz bize nikahı sünnet etmiştir. Meşru olmayan zinanın çirkin ve yıkıcı etkilerine karşılık evlenmek izlenecek en doğru yoldur.