Zulüm ve zalim karşısında durmak nasıl mümkün?

Toplum Contributor
Erkek çocuk kucağında kardeşi
Olesia Bilke-Dreamstime

Her mümin, kendisinden öncekilerin yaptığı gibi zulüm ve zalim karşısında durmakla yükümlüdür. Bir başkasının ezildiğini ve çeşitli zulümlere uğradığını gören her mümin Allah rızası için bu duruma engel olmalı. Hadislerde ve ayetlerde üzerinde sıkça durulan bir konu olduğu için zulmeden taraf olmaktan kaçınılmalıdır.

Kötülüğe engel olmanın önemi nedir?

Adalet, İslam’ın üzerine kurulduğu temellerden biridir; tam karşısındaysa İslam’ın yasakladığı zulüm bulunur. Allah insanlara adaletli olmalarını ve kendisinin de adaletli olduğunu söylerken zulmetmekten kaçınılmasını emreder. Benzer şekilde yapılan zulümlere karşı durmak da Müslümanların sorumlulukları arasındadır.

Haksızlığın oluşmasına neden olan her durum zulme girer. Bunu yapan kişiyeyse zalim adı verilir. Her mümin görevini yerine getirerek zalimlerin işlerine engel olursa, zalimlerin çevresinde kimse kalmaz. Ona yardım eden biri bulunmadığı için zulmünü devam ettirme veya arttırma durumları yaşanmaz.

Mazlumlara yardım edilmesi, yaşadıkları zorluklardan kurtarılması insanlara pek çok fayda sağlar. Dünyada olduğu gibi ahirette de mutluluk kapılarını açarak güzel ameller kazandırır. Bir kimsenin engellemediği zulüm, o kimsenin de zalim olmasına sebebiyet vereceği için Allah’ın gazabına uğramaya neden olabilir.

İslam’da zulüm ve zalim karşısında durmanın yeri nedir?

Bütün peygamberler zulüm ve zalim karşısında durarak mazlumlara yardım ederdi. Bunun sebebi adaletli olmak, Allah’ın emirlerini yerine getirmektir. İnsanlar arasında eşitliği, barışı, huzuru sağlayarak hak dininin güzelliklerini öğretmektir. Kendilerine ve iman edenlere yapılan zulümlerin tamamına karşı durmuşlardır.

Hz. Muhammed peygamberliğini ilan ettikten sonra Mekke’de çeşitli sıkıntılar yaşadı. Bu sıkıntılardan en büyüğü kendisine ve sahabelerine yapılan zulümdür. Onlara Allah’a inandıkları için her anlamda baskı kurarak, haksızlık yaparak zulümde bulunmuşlardır. İslamiyet’se kendisine uymayan dinlere bile hoşgörüyle yaklaşmayı, zulmetmemeyi emreder.

İslam’da zulmeden kimseye karşı durmak Allah’ın emrini yerine getirmektir. Her müminin kardeş olduğunu kabul ederek yardımlaşıldığını gösterir. Bireysel olarak kişinin vicdanlı ve imanlı olduğunu, Allah’ın sevdiği kullar arasında bulunduğunu ifade eder. Zulüm karşısında duranlar peygamberlerin sünnetini yerine getirdiği için ahirette mükafatlandırılır.

İnsanların birbiri arasında zulmetmesi gibi kendisine zulmetmesi de mümkündür. Ancak bu zulüm manevi anlamda gerçekleşeceği için hedefi nefsi olur. Bir kimsenin Allah’a şirk koşması, o kişinin kendine ve nefsine zulmetmesidir. Allah’ın yolunda ilerleyen ve emirlerini yerine getirenlerse zulmün her türlüsünden uzak durur.

Hadislerde zulümlere karşı durmak hakkında nasıl buyrulur?

Zulüm konusunda en örnek alınması gereken kişi Hz. Muhammed’dir. O, kendisine ve sahabelerine yapılan tüm zulümleri engellemeye çalışarak zulmün kötülüklerini gösterdi. İnsanları da birbirlerine zulmetmemeleri, zulmedene karşı durmaları konusunda uyardı. Hadis-i şerifte şöyle buyrulur:

“Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et. Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir.” (Buhari)

Hadisten anlaşıldığı gibi müminler de zaman zaman gaflete düşerek zalim olabilirler. Ancak bu esnada diğer müminlerin ona engel olması, zulmü durdurması gerekir. Müslüman bir zalime engel olmak onu Allah’ın yoluna yönlendireceği için bu durum ona karşı yapılan bir iyiliktir. Mazluma yapıldığı gibi zalime de iyilik yapmak, doğru yolu göstermek gerekir.

Kısaca, haksızlığın ve adaletin karşısında bulunan kavram zulümdür. Bu nedenle Allah adaleti emrettiği gibi zulmü yasaklayarak insanlara uyarılarda bulunur. Her peygamberin kendi döneminde yaptığı gibi zulümleri durdurmak adına savaşmak, sessiz kalarak zalim olmamak gerekir. Zulmün durdurulması mazluma da zalime de yapılan bir iyiliktir.